Dönemin Ruhunu Güzel Yansıtmış
8/10
·195 syf.··
2021 45. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2021 15:26
Ortaçağın karanlığı… Dinin, cehaletin ve korkunun insanları sessiz sedasız yönettiği bir dönem. O karanlığın içinde yalnız bir kadın: savaşta kocasını yitirmiş, geçimini ebelikle sağlayan, kedisi Gece ve kargası Grak’tan başka kimsesi olmayan bir dul. Geceleri uçtuğuna, tarlaları kuruttuğuna, büyüler yaptığına inanılan bir “cadı.” Çünkü bir kadının bilgisi, o dönemin inancı karşısında tehlike demektir. Doğum sancısını azaltmak için ilaç yapan bir kadın, “Tanrı’nın cezasını hafifletiyor” diye suçlanır; yüzlerce hastayı iyileştiren bir kadın ise “şifa veriyorsa yıkım da getirir” diye damgalanır. Eziyetin adı her dönemde değişir ama kadınların gördüğü zulüm hiçbir çağda tam anlamıyla bitmez. Çamuroğlu’nun romanı tam da bunu anlatıyor: Zulüm sona ermedi, sadece kılık değiştirdi. Nazar, günümüzden ortaçağa uzanan bu karanlık hikâyeyi, bir tarihçinin soğukkanlı bilgisiyle ama bir romancının iç sesiyle anlatıyor. Dönemin atmosferi kusursuz; köylünün korkusu, kilisenin otoritesi, cehaletin keskinliği… Hepsi yerli yerinde. Fakat yazar bir tercihte bulunmuş: Hikâyeyi bazen karakterlerin gözünden, bazen ilahi bakışla aktarmış. Bu geçişler akışı yer yer zedeliyor; hikâyenin büyüsü birkaç saniyeliğine bozuluyor. Yine de bu, okuma zevkini öldürecek bir kusur değil. Ben son sayfasına kadar keyifle okudum. Sonra fark ettim ki kitap yalnızca tarih ya da kurgu değil; okur psikolojisine dair de bir şey söylüyor. Biz bazen popüler olanın arkasına saklanıyoruz; herkesin çok sevdiği bir kitabı sevmediğimizde “acaba sorun bende mi?” diye düşünüyoruz. Oysa sorun bizde değil: Sürü psikolojisi, okuma dünyasının en büyük yanılsamasıdır. Bu yüzden ben sık sık raflarda unutulmuş, hakkında yalnızca iki üç inceleme bulunan kitaplara şans veririm. Kötüyse ellinci sayfada bırakırım—zaman değerli. Ama iyiyse… Kalabalığın ıskaladığı bir güzelliği keşfetmenin ayrı bir tadı vardır. Bu bizi ayrıcalıklı yapmaz ama “okurun kendi yolunu çizmesi” dediğim şey tam olarak budur. Nazar da böyle bir kitap. Tarihsel bir acıyı, kadınların yüzyıllarca süren yalnızlığını, zulmün biçim değiştirerek günümüze kadar ulaşmasını anlatan etkileyici bir eser. Zaman en büyük engelimizdir. Ve zamanın bizi yönetmesine izin verdiğimiz sürece hak ettiğimiz hiçbir hikâyeye ulaşamayız. O yüzden: En büyük gözdağımızdır zaman. "Bak evladım" der sana tüm ihtişamıyla "12 saattir çalışıyorsun, bir saatlik yoldan sonra yeni eve gelmişsin; yemek mi yiyeceksin, duş mu alacaksın, ülkenin sürekli değişen gündemine mi göz gezdireceksin, en sevdiğin dizinin bir bölümünü mü izleyeceksin yoksa pek okunmamış, kötü eleştirilerde bulunulmuş ve fazla beğenilmemiş bir kitaba mı şans vereceksin? Nasıl harcamak istersin günün sana kalmış bu çok az kısmını? Ben sana zaten yetemiyorum, yetemediğim çok az kalan kısmımı da bu şekilde mi tüketeceksin? Yazık değil mi bana, sana? Biliyorsun, ben yalnızca ileriye akarım, geriye akmam. Bunu okuyacağından emin misin gerçekten?" Ve zaman galip gelir. Bize her şeyden çok zaman lazım. Çokluğu, çoğu zaman yokluğundan bile çok olsa da biz, hep bize zaman lazım deriz. Zaman... Çünkü hiçbir zaman olmaz zamanımız. Zaman olmazdı zaten çünkü zaman yaratılan bir şeydi. Zamanı yaratabilenler için… Keyifli okumalar.
Tarihi Roman
NazarReha Çamuroğlu · Everest Yayınları · 2012226 okunma
·
270 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.