·128 syf.····Okunma: 04 Ekim 2021 02:15 -Kitabın son sayfasını okuyan herkesin o an ki yüz ifadesini görmek o kadar çok isterdim ki… İnanılmaz ve etkileyici bir son bekliyor okurları…
“Bir şeyi yok etmek istiyorsanız, onu içerden fethetmelisiniz. Olduğuna inanmadığınız bir şeyi yok edemezsiniz.”
Mine Söğüt'ü ifade etmek isteseniz hangi sözcükleri kullanırsınız bilmiyorum ama benim tek bir tanımım yok. Bu kadını ya çok seversiniz ya da kalemi ile bir türlü bağ kuramazsınız. Ben sevenlerdenim. Hem de çoook sevenlerden. Yaşamın içinde olanı veriyor okuyucuya. Onun kahramanlarının büyülü dünyasında insan kendi ayak sesini duymaya başlayınca korkmuyor değil. Aynalar bile bir yabancı, yolunu kesiyor insanın. Mesela kitap bittikten sonra insan bir müddet korkuyor aynaya bakmaya. Sert yaşamlar yeryüzünde hâlâ bir yerlerde sayısız vücutta yer alıyor. Özellikle kadın hikayelerini okurken zorlandığımız satırları gerçek yaşamda belki de çok daha ağırlarını yaşayan insanlar var. Kulak vermek gerekiyor diye düşünüyorum...
* “Belki mucizelere inanmak hasta ruhların en iyi ilacıdır; ama mucizelere kanmak kimi zaman ölümcül bir hastalıktır.”
Beş Sevim Apartmanı, Pürtelaş Sokağı’nın, perdelerinin arkasında garip olayların yaşandığı bir apartmanına götürüyor bizi. Mine Söğüt, kedilerin cirit attığı o sokağı, sakinlerini ve cinperi alemi ile haşır neşir olan Beş Sevim Apartmanı sakinlerini öyle güzel anlatmış ki; kitabın tamamında kendimi oranın bir sakini gibi hissettim. Kitap aslında o kadar kasvetli ki bazen “akıl sağlığımı koruyarak okumaya devam edemeyeceğim sanırım” diyorsunuz. Ama emin olun, Mine Söğüt’ ü bırakmak hiç kolay olmuyor. O kasvet sizi o kadar içine çekiyor ki, apartmanı arayacak hale geliyorsunuz. Fakat yine de kalbin göğüs kafesine sığamayacak hale gelmesi ile sonlandırıyorsunuz kitabı.
Kitap, ana karakter Doktor Samimi'nin hayat öyküsüyle başlıyor ve o da tıpkı kitaptaki diğer karakterler gibi çocukluğunda sevgisiz ve ilgisiz bırakılmış. Bundan dolayı en yakın arkadaşlarının cinler-periler olduğunu düşünüyor. Fakat yıllar geçtikçe buna karşı koymak ve cin-perilere olan inancı yok etmek istediği için bir deneye girişiyor. Bunun için Beş Sevim Apartmanı'nın her bir katına bir hasta yerleştiriyor. İşte kitap boyunca bu hastaların neden bu durumda olduğunu okuyoruz: Önce onların bakış açısından, sonra Doktor Samimi'nin dosyalarından gerçek hikayelerini. Tabii bir de apartmanın bu ismi almasının trajik öyküsünü.
Bu hastaların hepsinin ortak sorunu aile içi fiziksel/psikolojik şiddet, cinsiyet/kimlik karmaşası, ilgisiz ve sevgisiz bırakılmış olmak.. Yazar bu sorunlara çok çarpıcı bir şekilde değinmiş. Ürpertici detayları olduğunu söylemeliyim fakat genele baktığımızda bu bir korku kitabı değil. Yazar bu sorunlara dikkat çekmek istemiş ve bence çok da başarılı olmuş. Farklı bir yazar ve özgün bir üslup okumak isteyenlere tavsiyemdir.
Ben, Mine Söğüt kalemine olan tutkumu paylaştım. Gerisi sizlerde…
“Hız yükseldikçe, zaman yavaşlar...
Hız, belirli bir noktaya ulaştığında ise zaman durur!”