İnsanoğlu ağlamaya doğarken başlar, yeterince ağladığında ise ölür.
(Ran-1985)
Akira Kurosava’nın başyapıtı Ran’da geçen bu replik kitabı en iyi özetleyen cümle bence. Bu yazacaklarım kitap incelemesinden ziyade, ağırlık olarak bende uyandırdığı duygular olacaktır.
Yaşamak romanı yazarımızın ikinci romanı olmasına rağmen anlatımını oldukça beğendiğimi söylemeliyim. Yaşamanın zorluğu, ne oldum dememeli ne olacağım demeli sözünün ne kadar doğru olduğunu bizlere Fugui karakteri üzerinden anlatıyor. Fugui, oldukça zengin bir ailede doğar kumar ve fahişe bağımlılığı ailesinin bu servetini kaybetmesine yol açar. Yaşamını ailesiyle çiftçilik yaparak geçindirmeye çalışır. O sıralar Çin, Kültür Devrim’i adı altında bir değişim aşamasındadır ülke giderek yoksullaşır. Fugui’ye hayat oldukça sert tecrübeler yaşatır yaşadığı 40 sene içersinde oğlunu, kızını, karısını, damadını ve torununu trajik şekilde kaybeder. Bu yaşadığı ağır tecrübelerle beraber eski hovarda Fugui’den eser kalmamıştır. Yanında kalan tek şey satın aldığı öküzdür. Artık tek dostu ve sevgilisi o hayvandır...