·368 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Ekim 2021 01:50 İncelemeden çok kitabın özetini çıkardım sanırım 😊 tutamadım kendimi ancak herşeyi yazamadım tabii, okuyun tavsiye ederim. Tarihimizin karanlıkta kalmış ayrıntılarından biri.
Bilindiği gibi, Kurtuluş Savaşı’nda asker ve teçhizat yokluğundan , düzensiz birlik olarak savaşan birçok Kuva-i Milliye çeteleri vardı. Bunlardan en bilineni ve ders kitaplarından aklımda kalanı Çerkez Ethem’dir. Ama bir Karadenizli olarak Topal Osman Ağa’yı bilmiyordum. Ta ki tesadüfen bir aile büyüğümden öğrenene kadar. Balkan Harbi ,1. Dünya Savaşı ,Kurtuluş Savaşı’ na katılmış, Karadeniz halkını Rum Pontus Çetecilerin zulmünden korumuş, Koçgiri ayaklanmasını bastırmış, Atatürk’ün muhafız koruma birliğini en güvendiği Giresunlu adamlarından oluşturmuş ve yıllarca Çankaya’yı korumuş bir kahraman olarak hiç de haketmediği bir şekilde öldürüldüğünü duyunca merak ettim ve bu kitabı buldum.
Yazarımız Ümit Doğan bir tarihçi; birçok tarih kitabını, yayınlanmış hatıratları, gazete haberlerini araştırmış, o dönemi yaşayan kişilerin aileleriyle görüşerek bu kitabı oluşturmuş. Olayları açık ve net olarak, anlaşılır bir dille, akıcı bir yazıyla, aynı olayı bir kaç kişinin anlatımıyla toparlamış.
Topal Osman, Balkan Savaşı’na varlıklı olan babası bedelini ödediği halde Giresun’dan gönüllü olarak katılmış ve yaralanarak( topal lakabını burdan alıyor) dönmüş. Ardından Birinci Dünya Savaşı başlayınca gönüllüleri ile birlikte Teşkilatı Mahsusa’nın meydana getirdiği sabotaj milislerine katılmış ve Çarlık Rusya’ya karşı savaşmış. 1. Dünya Savaşı sonrası ; Rum Pontus Çetecilerinin o dönem meydanı boş bularak Karadeniz halkına yaptığı zulmü görünce yanına adam toplayarak onlarla savaşmış. Halkın sevgilisi , Rum çetecilerin de kabusu olmuş.Atatürk Samsun’a çıkıp mitinglere başladığında Havza’da görüştükleri söyleniyor.
1920 yılı başlarında, Mustafa Kemal Paşa’yı ve Büyük Millet Meclisi’ni korumak için Trabzon mebusu Ali Şükrü Bey’in Muhafız Müfrezesi kurulması hakkındaki önergesi kabul edilir. Tüm ordunun savaşta olması nedeniyle bu göreve Topal Osman düşünülür ancak Pontus Çeteleriyle ancak o başedebildiği için yerine İsmail Hakkı Bey refakat subaylığı ile görevlendirilir. Bir süre sonra Mustafa Kemal Paşa bunu yeterli görmez ve Osman Ağa’yı en güvendiği adamları ile birlikte Ankara’ya davet eder. Giresun’dan getirdiği 100 adamını üç takıma ayırır ve Çakıroğlu Hüseyin’i de Atatürk’ün yakın korumalığına verir. Bu ekiple çok başarılı bir şekilde çalışırlar, Çerkez Ethem’ in suikast girişimlerinden Atatürk’ün hayatını üç kez kurtarırlar.
Sakarya Savaşı’nın çok çetin geçeceğinin farkında olan Ankara Hükümeti, Giresun’daki 42. ve 47. Gönüllü Alayları çağırır. 47. Alay Topal Osman’ın alayıdır. Mangal Tepe’de her iki alay da kahramanca savaşır 30 Ağustos 1921’de 42. Alay Kumandanı Hüseyin Avni Alparslan Bey şehit düşer.31 Ağustos’ta 42. Alay lağvedilerek sağ kalan 80-90 nefer başka bir alaya nakledilir. Süngü hücumuna süngüsü olmadığı için bellerindeki eğri bıçaklarıyla katılan alaydır Topal Osman’ın 47. Alayı. ( Tirebolu 42 çayı vardır, görmüşsünüzdür marketlerde. Bir gün Giresun’dan geçerken yol kenarı satış yerinde merak ettim sordum satıcıya -Giresun’un plakası da değil nedir bu 42 ? diye. Giresun gönüllü alayı dedi 😔 O zaman ilk farkındalığım oluşmuştu 42. Alay ile ilgili. Vefa ve unutturmamak adına güzel bir şey ve buruk. Ruhları şad olsun.)
Ali Şükrü Bey, ikinci grup Trabzon milletvekili. Padişahçı, zamanında Enver Paşa yanlısı, sıkı bir milliyetçi ve vatanperver, mecliste Atatürk’e muhalifliği ve sert çıkışlarıyla ünlü hatta en son mecliste Atatürk’le bayağı ciddi tartışmış ve bir süre sonra ortadan yok oluyor. Birkaç gün aranıyor, meclisin muhalif kısmı ortalığı ayağa kaldırıyor hükümeti ve Atatürk’ü suçluyorlar. Sonunda Çankaya yakınlarında bir köyde gömülü halde cesedi bulunuyor. En son Topal Osman’ın adamıyla birlikte konuşmak için Topal Osman’ın evine gittiği biliniyor. Sıkılı avucundan Topal Osman’ın evindeki sandalyenin hasır parçaları çıkınca suçlu olarak Topal Osman görülüyor.Kendisinin yapmadığını söylese de inandırıcı olamıyor tıpkı yıllar önce Yahya Kaptan cinayetinde( 55 yıl sonra İsmail Hakkı Bey itiraf etmiş kendi yaptığını) de yapmadığına inandıramadığı gibi. Teslim olmayınca, Atatürk muhafız taburu komutanı İsmail Hakkı Bey’den Topal Osman’ı yakalayıp getirmesini istiyor. İsmail Hakkı Bey askerleriyle Topal Osman’ın evini sarıyor ve çıkan çatışmada Topal Osman yaralanıyor ancak ne oluyorsa yetiştirilene kadar ölüyor. Adamlarından sağ kalanlar da Giresun’a gönderiliyor.
Atatürk’ün her zaman arkasında olan Osman Ağa’nın Trabzon mebusu Ali Şükrü Bey’i öldürme sebebi olarak Ali Şükrü Bey’in Atatürk’e karşı olan muhalifliği ve en son meclisteki tartışmaları gösterilmiştir. Ancak görüşleri ne kadar farklı olsa da aslında birbirlerini sever ve sayarmışlar. Yazarımız bu konuyla ilgili “ Osma Ağa’yı katil olarak itham edenler şu noktaya dikkat etmelidir: Osman Ağa katildir demek için yeterli kanıt yoktur. Osman Ağa bu cinayette sadece zanlıdır. Mahkemeye çıkartılıp yargılanmadan öldürülmüştür. Üstelik cinayeti beraber işledikleri iddia edilen Gümüşreisoğlu Mustafa Kaptan ve dört kişi herhangi bir ceza almamıştır. Mustafa Kemal Paşa da Ali Şükrü Bey’in naaşı için Osman Ağa tarafından katledildiği zannedilen ifadesini kullanmıştır.” diyor.
Ali Şükrü Bey, Yahya Kahya’yı( Trabzon’da kayıkçılık yapan, Enver Paşacı bir kaptan) öldürenleri ortaya çıkarmakta kararlıydı. Bu cinayeti çok yıllar sonra itiraf eden İsmail Hakkı Bey, deşifre olmamak için bu cinayetin üstüne giden Ali Şükrü Bey’i de öldürmüş olabilir mi? Yahya Kahya aba zıpka kıyafetli adamlarca öldürülmüştü. Aba zıpka kıyafetli adamların Osman Ağanın fedaileri olduğu herkesçe bilindiğine göre, İsmail Hakkı Bey bu cinayetin Osman Ağa nın üstüne kalması için mi emrinde o kadar askeri varken iki Giresunlu fedaiyle bu işi yapmıştı? Yahya Kahya’dan sonra Ali Şükrü Bey de öldürülmüş, bu cinayet de Osman Ağa’nın üzerine kalmıştır. Nitekim Osman Ağa da Yahya Kahya’yı öldüren kişi olan İsmail Hakkı Bey’ le girdiği çatışma sonucu öldürülmüştür. Burda kilit adam İsmail Hakkı Bey oluyor.
Teoman Alparslan, şu sözleri ile hem Osman Ağa’yı hem de Ali Şükrü Bey’i öldürenin İsmail Hakkı Tekçe olduğunu söylemektedir. “ Osman Ağa, Ali Şükrü Bey’in öldürüleceğini bilseydi kesin olarak evine davet etmezdi. Ali Şükrü Bey, evden ayrıldıktan sonra kaçırılıp öldürülmüştür…….Yaralı yakalanan Osman Ağa’nın ‘Bana tuzak kurdunuz.’ yakınmaları üzerine onu kurşun yağmuruna tutan ve öldükten sonra da hırsını alamayan ve ….. İsmail Hakkı’dır.
Basit bir subay iken, olaylar sonunda Mustafa Kemal Paşa’nın yanındaki yerini garantilemiş, 18 yıl boyunca Mustafa Kemal Paşa’nın yanında kalarak tümgeneralliğe kadar yükselmiştir. Tabiri caizse Osman Ağa nın yerini almıştır. Ancak elde kesin kanıt olmadan, hatıratlar üzerinden veya akıl yürüterek İsmail Hakkı Bey kesin katildir diyemeyiz.
Ali Şükrü Bey’in naaşı Trabzon Boztepe’de ; Osman Ağa’ nın ki ise Giresun kalesindedir.
“Tarih sahnesinde Osman Ağa’dan başka bir kişi var mıdır ki; vatan için bunca hizmet ettikten sonra, en az ettiği hizmet kadar vefasızlık gören? Bir kahraman gibi yaşayıp öldükten sonra bir hain, bir isyancı gibi cesedi asılarak teşhir edilen? “ diyor yazarımız ve kitabın son paragrafı ile bitiriyorum:
Osman Ağa bütün bu hizmetlerin yanısıra, Mustafa Kemal Paşa ‘yı, Çankaya Köşkü’nü ve Büyük Millet Meclisini koruma görevini üstlenmiştir. Onun emrindeki muhafızlar Mustafa Kemal Paşa ‘nın canını kendi canları gibi bilmişler, onu bir gölge gibi takip etmişlerdir. O dönemde Türk milleti geleceğini Mustafa Kemal Paşa’ya, Mustafa Kemal Paşa da canını Osman Ağa ‘ya emaneti etmiştir. Osman Ağa, Mustafa Kemal Paşa ‘nın çizdiği yoldan hiçbir zaman ayrılmamış, nitekim bu uğurda can vermiştir.