·224 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Ekim 2021 23:08 BU KİTABIN YAZARDAN OKURLARINA İKİNCİ MEKTUP
Sevgili okurlarım!
Yaşlarınız küçük diye hiçbir gerçeğin sîzlerden saklı kalmasından yana değilim. Büyüklerin kendi aralarında ko nuşup tartıştıkları her konu, sîzlere de anlatılmalıdır. Hatta dünyanın karmaşık politika sorunlarını da, cinsel sorunları da öğrenmelisiniz. Çocukların anlayamayacakları hiçbir so run yoktur. Olsa olsa, dinleyenlerin yaşlarına göre, konula rın anlatılış biçimi değişebilir. Diyelim kırk yaşında insan lar, herhangi bir konuyu, kendi aralarında konuştukları bi çimde, oniki yaşında çocuklara da anlatmaya kalkarlarsa, çocuklar bundan elbet bişey anlamazlar. Ama bu konunun, oniki yaşında çocukların da anlayacakları biçimde bir an latılışı vardır.
Sizlere çoktanberi bu romana değgin bir gerçeği anlat mak istiyordum. Ama uygun bir anlatım biçimi bulamıyor dum. Anlatmak istediğim şuydu:
Okuduğunuz bu roman, bir bankanın açtığı çocuk ro manı yarışmasına katılmıştı. Yarışmada, birincilik, ikincilik üçüncülük derecelerinden başka beş de mansiyon vardı. Bu roman hiçbir dereceye giremedi. Neden yarışmada hiçbir derece alamadı? önüme çıkan bir olay, işte bu nedeni bana açıklama fırsatı verdi.
1975 yılında altmış yaşıma basmıştım. Kitaplarımı çıkaran bir yayınevi, altmışıncı yaşım için bir tören düzenlen mişti. Bu törendeki konuşmacılardan yazar Onat Kutlar, ba na değgin anılarını anlatmıştı. Anıları arasmda, «Şimdiki Çocuklar Hârika»nın neden yarışmayı kazanamadığını da açıklamış oldu.
Bu anısını anlatıncaya dek, Onat Kutlar’m o roman ya rışmasının ilk seçiciler kurulu üyesi olduğunu bile bilmi yordum.
Onat Kutlar’ın, altmışıncı yaşgünüm toplantısında anlat tığı anısını buraya aktarıyorum. Siz bu anıyı okuyunca, «Şimdiki Çocuklar Hârika»nm neden çocuk romanları yarış masında kazanamadığını öğrenmiş olacaksınız. Öğreneceksi niz de ne olacak? Kendikendinize bundan bir ders çıkara caksınız. Çıkaracağınız ders, sanırım şudur: «Şimdiki Çocuk
lar Hârika» adlı bu romanın yarışmayı kazanamayışmı hak lı buluyorsanız, büyüyünce, siz de böyle yapacak, böyle dav ranacaksınız. Haklı bulmuyorsanız, böyle haksızlıkları yap mamaya ve kendinize de yaptırmamaya çalışacaksınız. An cak bu romanın altıncı basımına ekleyebildiğim bu açıkla manın amacı, kendinize işte böyle bir ders çıkarmanızdır.
Şimdi de. Onat Kutlar’ın sözügeçen konuşmasını oku yalım :
Sayın Konuklar,
Saym Aziz Nesin’i sadece birkaç yıl önce şahsen tanı mak olanağını bulduğum halde, onun altmışıncı doğum yıl dönümünde konuşma onurunun bana verilmesi güzel bir sürpriz oldu. Aziz Nesin sadece Türk yazınının halkımızla en geniş ölçüde diyalog kurabilen büyük bir adı olmakla kalmayıp, Nasreddin Hoca’nın ülkesinin gülen ve düşünen yüzünü bütün dünyaya tanıtan sanatçımızdır.
İzninizle ben bugün Aziz Nesin’le ilgili, belki onun da bilmediği ama merak ettiği olayı, bir anıyı anlatacağım sizlere: 1963 veya 1964 yılıydı sanırım. Yazı işleri sekreteri ola rak çalıştığım Doğan Kardeş Dergisi bir «Çocuk Romanı Ya rışması» düzenlemişti. Türk yazarlarının ihmal edilmiş bu lunan Çocuk Edebiyatı alanına eğilmesini sağlayacak böyle bir girişimi sevinçle karşıladım. Derginin Genel Yayın Mü dürü Vedat N. Tör bu konuyla benim ilgilenmemi istedi. Jü ride yer alacak yazarların bir bölümünü ben önerdim. İlk elemeyi Ahmet Kutsi Tecer ve ben yapacaktık, ödülleri ise Tahir Alangu, Rauf Mutluay, Behçet Necatigil, Memet Fuat ve Ahmet K. Tecer’den oluşan bir jüri kararlaştıracaktı. Yarışma ilân edilince yapıtlar yağmaya başladı. Yüzden faz la roman katıldı yarışmaya. Zarflar rumuzluydu. Yapıtların kime ait olduğunu ancak sonuçlar açıklanınca öğrenecektik. Başlangıçta keyifli sonra yorucu gelmeye başlayan bir işe koyulmuş oldum. Genellikle çok amatör, çırpıştırılmış, çocukların dünyasından çok kendi çocukluklarını anlatan ba şarısız müsveddelerdi. Arada sırada usta işi bazı yapıtlara rastlıyor, ferahlıyordum. O sırada oğlum henüz pek küçük tü ama ben gene de daha nesnel olabilmek için yapıtları evde yüksek sesle yakınlanma okuyordum. Bir gün sıra, iki çocuğun mektuplaşmalarını anlatan bir yapıta geldi. Başlığı, şimdi basılan kitaptan değişik miydi pek bilemiyorum. Ama daha ilk sayfada karımın ve benim yüzlerimizin içten bir gülüşle aydınlandığını çok iyi hatırlıyorum. Çocuğa hayaller vermek yerine, onların gözüyle gerçek dünyamızı yansıtan üstelik bunu çarpıcı bir mizah ve eleştiriyle yapan bu kitap küçük bir başeserdi. Sayfaları ilerledikçe sesli okuma im kânsız hale geliyordu. Karım ve ben kimi yerlerde gülmek ten kırılıyorduk. Son sayfalara geldiğimde kendi kendime bir tahminde bulundum. Büyüklerin dünyasını, ikiyüzlülük lerini, yalanlarını, toplumdaki haksızlıkları, eğitim alanında ki saçmalıkları çocuk güzüyle veren bu yapıt mutlaka ödülü kazanacaktı. Yazarının Aziz Nesin olduğunu hemen anla mıştım. Ama beni heyecanlandıran Aziz Nesin ismi değildi. Çünkü az çok tahmin ediyordum ki katılanlar arasında baş ka ünlü yazarlarımız da vardı. Ama bu kitap kendi başına bir özgünlüğe ve değere sahipti.
İlk elemeden 18 yapıt geçti. Ve jüri ilk toplantısını yaptı.
Bu ilk toplantıya favori kitabımın nasıl tepkiler uyandı racağını görmek için izleyici olarak katıldım. Ancak daha ilk konuşmalarda beni hayal kırıklığına uğrayan bir yargıy la karşılaştım. Jüri, Aziz Nesin’in yapıtını daha ilk turlarda
elemeye kararlıydı. Dördü aynı zamanda öğretmen olan jüri üyelerinin çoğunluğu kesin yargılarla kitabı eleştiriyorlar, eğitsel yönden hatalı, öğretmenleri küçük düşürücü buluyor lardı. Hepsini, öğretmen oluşlarının çok ötesinde birer ya zar olarak sevdiğim, değer verdiğim bu kişilerin tavrını şaş kınlıkla izledim. Ödüller başka romanlara verildi ve ben o toplantıdan ayrılırken Aziz Nesin'in çocuk kahramanlarının ne kadar haklı olduklarını düşünüyordum.
Bana kalırsa bu kitap öğretmenleri gülünç duruma dü şürmek şöyle dursun, eğitimdeki aksaklıkları göstererek toplumumuzu gülünç olmaktan kurtarıyordu. Büyük Bulgar sinema sanatçısı ve mizahçısı Todor Dinov’un sık sık hatır ladığım bir sözü var. ilk kez Türkiye’ye Sinematek’in konu ğu olarak geldiğinde Türk mizahçılarına şu mesajla seslen mişti: «Mizah, dünyamızı gülünç olmaktan kurtarır.»
Haksızlıklar, çirkinlikler, baskılar içindeki ülkemizi gü lünç olmaktan kurtaran değerli sanatçımızın daha nice yıl lar doğum yıldönümlerini birlikte kutlamak dileğiyle saygılar sunarım.
Şimdiki Çocuklar Hârika’nın sonunda Aziz Nesin, kü çük okurlarına, «Yaşlarınız küçük diye hiçbir gerçeğin sîz lerden saklı kalmasından yana değilim. Çocukların anlaya mayacakları hiçbir sorun yoktur.» diyor. Acı, gülünçlü ger çekler büyüklerden de saklanmamalı. Sorunlar da. Onat Kutlar haklı: «Büyüklerin dünyasını, iki yüzlülüklerini, ya lanlarını, toplumdaki haksızlıkları, eğitim alanındaki saçma lıkları çocuk gözüyle veren bu yapıt» okunmalı. Yayınlanmış yapıtlarının sayısı yaşını aşan, yapıtlarının tüm gelirini kim sesiz, yoksul çocuklara adayan «haksızlıklar, çirkinlikler, baskılar içindeki ülkemizi gülünç olmaktan kurtaran değer li sanatçı»yı içtenlikle kutlamak görevimiz.
Varlık-Eylül 1978