Puan vermedi·128 syf.··Beğendi
· "Yıllar boyu yanmaktansa için için, boş odalarla dolu bir evde boşluk büyütmektense; ipin üstünde yürümekten başka NEDİR BİR HAYAT?"
Ekmel Bey, sevgisiz geçen bir ömrün kıyısında ölümü bekleyen bir adam. Öyle ki, günlük tutmak için aldığı defteri "ölüme hitaben" başlar. Altında yatan birçok sebep vardır elbet. Dede, baba, anne ve iki erkek kardeşle büyürken aynı çatı altında klasik bir aile görüntüsü verirler. Baba mesleğidir avukatlık. Boşandığı evliliğinden bir kızı vardır. Mesleğini bırakıp tek başına sürdüğü yaşamda yalnızdır, mutsuzdur, kendini dışarıya kapamıştır. Sadece kardeşleri ve kızıyla ara sıra telefonla görüşür. Evini satılığa çıkarır. Asıl amacı satmak değil de, ilan için arayanlarla muhabbet etmektir. Onlara kendi hikâyesini anlatıp, onların hikâyeleriyle karşılaştırıp "mutlu mu mutsuz mu, şanslı mı şanssız mı, kederli mi, değersiz mi" gibi sorulara cevap bulmaktır. Kendini Suzan diye tanıtan buğulu bir ses, "Evi görebilir miyim?" deyince kabul eder, randevulaşırlar.
Asıl adı Derya olan Suzan da annesini küçük yaşta kaybetmiş, babaannesi, babası ve ağabeyiyle yaşayan, tüm eksikliklerini ağabeyinde tamamlayan, evlenip boşanmış, babaannesinin ölümünden sonra kendini eve kapatmış genç bir kadındır. İş ilanları vs. bakarken gözüne çarpar Ekmel beyin verdiği ilan. Arar. Dışarı çıkmak için bahanedir bu arama.
İki yabancının buluşması devamlılık arz eder. Her bir araya gelişlerinde açmazlarını, eksikliklerini tamamlarlar birbirlerinde. Ekmel bey yolunu gözler Derya'nın. Hatta para teklifi bile eder "arkadaşlık" için. Yeter ki anlatsın, yeter ki dinlesin...
Peki Suzan kim diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Suzan mı? Derya'nın mahalleden arkadaşı. Ağabeyini 15 yıl boyunca deli gibi sevmiş, cezaevi yolu beklemiş, her türlü sıkıntıya katlanmış yaralı yürek. Derya bu ilişkide ağabeyini Suzan'la hiç paylaşamamış. Kıskanmış, ayak bağı olmuş. Aşkı resmen 3 kişi yaşamışlar. Para kazanmak için yurtdışına gitmiş ağabeyi, dönüşte Suzan'la evlenip, 3'ü yeni bir hayat kuracaklarmış. Olmamış. Hayat savurmuş ağabeyi, Suzan'ın sevgisi altında ezildikçe ezilmiş, koca bir "kor" bırakmış Suzan'ın kucağına. Başkasıyla evlenmiş ağabey. O kor "kül"e dönmüş. Yıllar geçmiş yanmaya devam etmiş Suzan. DEFTER'ler tutmuş. Suzan'ı yıllar sonra görünce anlamış Derya, Suzan olmanın hiç de kolay olmadığını. Vicdanı sızlamış, günah çıkarmış, o yüzden Derya değil de, Suzan diye tanıtmış kendini Ekmel beye.
Biz bütün bunları Ekmel bey ve Derya'nın tuttuğu iki ayrı günlükten öğreniyoruz. Kitabın solundaki günlükler Ekmel beye, sağdakiler de Derya'ya ait. Çok farklı teknikle yazılmış kitap, ister soldaki günlükleri bitirip sağdaki günlükleri okuyorsunuz, isterseniz eş zamanlı okumak için sayfaları 1 ileri 2 geri çeviriyorsunuz. Benim gibi kitap hakkında bilgi sahibi olmayanlar da, 2-3 sayfa sonra bir tuhaflık olduğunu anlayıp, olayı çözmeye çalışıyorsunuz 😄 Hangisi işinize gelirse öyle okuyun, hiçbir şey kaybetmezsiniz. Asıl kitabı okumazsanız çok şey kaybedersiniz.
Suzan Defter, yazarın Taş Kâğıt Makas kitabında yer alan öykülerden biriymiş. Sonra Can Yayınları romanlaştırmış. Derin bir kitap. Yalnızlığa, sevgisizliğe, yüzleşmeye dair duyguları, "iki günlük üzerinden anlatan deneysel bir çalışma" olan, Ayfer Tunç'un sihirli kalemiyle vücut bulan kitabı herkese öneririm.