Kitap, hakkında söylenen zamanın ötesinde nitelendirmesini sonuna kadar hak ediyorken aynı zamanda tam da yazıldığı dönemin izlerini taşıyor. Okuduğum kadarıyla bazı buluşlara ilham verdiği söyleniyor ama etkisinin sadece fen bilimlerine yönelik olduğu söylenemez. Sosyal bilimler için de ilgi çekici bir konumda olduğunu düşünüyorum. Bir sosyoloji öğrencisi olarak ütopyaları hep sevmişimdir ve bu roman da bir gün bir ders verirsem dersin okuma listesinde yerini alacaktır.
Bu kitapta dikkatimi çeken unsurlardan biri bitmeyecek bir sınıf çatışması iddiası. Gerçi sınıf çatışması bitmez ama bu romandaki çatışma kapital-proleter ayrımından öteye gitmiyor; sömürenler ve sömürülenler, iyiler ve kötüler…
Henüz marksist teoriye dair hayal kırıklıkların gün yüzüne çıkmadığı, sınıf kavramının parçalanmadığı ve orta sınıfın güçlenmediği bir dönemde yazıldığı için ayrım bu denli kuvvetli. Halbuki içinde yaşadığımız dönem için sınıf teorisini iyi-köyü imgesiyle tartışamayız. Bu düzende hepimiz bu çarkın bir dişlisi, bu bataklığın bir sineğiyiz. Keşke her şey eloi ve morlock olmak kadar kolay olsaydı sayın Wells.