Puan vermedi·383 syf.····Okunma: 19 Kasım 2020 12:23 Merhabalar😊
✨Yeni bir kitabı daha bitirdim ama bu sefer her zamanki gibi kitabı bitirmenin sevinci ile yazamıyorum, bu kez hüzünlüyüm bu hüznüm hem kitap bittiği için hemde kitaptan derinden etkilendiğim için. Aslında bu kitaba önyargı ile başlamıştım beklentim büyük değildi, popüler olmuş kitaplardan, filmlerden hep çekinirim ben çünkü büyük bir beklenti ile başlarım ve umduğunu bulamamanın hayal kırıklığını yaşarım ama bu kitap beklentimin aksine çok etkiledi beni.
✨Öncelikle yaşanan hikayelerin gerçek olması bana hayatı hatırlattı. Biz günlük ufacık problemlerinizi pire iken deve yaparken insanlar okyanuslarda çırpınıyorlar ve çoğu zaman biz hayatı toz pembe yaşayanlar çok daha mutsuz oluyoruz. Hikayelerin hüznü kadar şükürsüzlüğümüzü ve memnuniyetsizliğimizde üzdü beni. Kitapla ilgili söylemek istediğim bir diğer şey kitabın dili, konusu dünyanın en iyi konusuda olsa dili, üslubu iyi olmayan kitabın beğenilenileceğini düşünmüyorum. Bu kitabı okurken dilindeki samimiyet ve hoşgörü beni çok etkiledi.
✨Aslında bu yazıda kitabın içeriğinden değil sadece hissettiklerimin bahsetmeyi düşünmüştüm ama kısaca konudan da bahsedeceğim. "Madalyonun İçi" Gülseren Budayıcıoğlu'nun yazdığı ilk eseri. Bir psikiyatristin not defterinden başlığı ile birbirinden farklı terapilerini anlatmış kimi terapi tek bir hikaye olarak kalmış, kimisi de devam etmiş. Her bir hikaye hayattan alınmış ve yaşanmış hikayelerden oluşuyor.
✨Son olarak okuduğum hikayelerde öyle ya da böyle hep ailenin bir etkisi var. Başarı ya da başarısızlıkta hep aile en ön planda. Çok bir şey yapmasakta çocuklarımızdan sevgi ve hoşgörümüzü eksik etmeyelim. Hikayenin sonunda yazar hayatından bahsetmiş. Kitaptaki hastalar ile yazarın tek farkı o ailesi tarafından sevilmiş ve desteklenmiş ama diğer pek çoğunun bu şansı olmamış.