Puan vermedi·308 syf.····Okunma: 11 Kasım 2020 17:35 Hüseyin Nihal Atsız'dan ikici kitabı Ruh Adam'ı okudum. Bu roman Atsız'ın ölmeden önce yazdığı son eserdir. Bu eser Selim Pusat adlı bir subayın Osmanlı yönetimini savunup Cumhuriyeti eleştirmesi ve insanları daha önce bağlı oldukları ideolojiden vazgeçip eleştirmesin kabullenememesi üzerine mesleğinden oluşunu gerçeküstü bir şekilde ele alır. Öyle anlar gelir ki tarihin en önemli komutanları bir mahkemede şahit olarak karşımıza çıkar.
✨Selim Pusat pek çok yönü ile Atsız'a benzetilir. Atsız'da savunduğu görüşten dolayı Askeri Tıbbiye'den atılır. Bazı yazılarında Atsız'ın "Selim Pusat" mahlasını kullanması bu karakteri kendisi ile bağdaştırdığını gösterir.
✨Selim Pusat mesleğine o kadar bağlıdır ki gözü hiç bir şeyi görmez, hayattan bütün bağını koparar, adeta bir adamdır. Bir gün Güntülü'yü görür ve aşık olur ama evli olduğu için bu durumu bir türlü kabullenmek istemez ve vicdan azabı çeker. Bu vicdan azabı kanlı canlı insan olarak karşısına dikilir.
✨Selim Pusat kadar hatta bence daha önemli olan karakter Selim' in eşi Ayşe'dir. Selim'in bütün ilgisizliği, yaşadıkları bütün zorluklara rağmen bir an bile onun yanından ayrılmaz. Ayşe'nin vefakarlığı ve sabrı az bulunur cinstendi.
✨Benin bu kitapta özellikle beğendiğim ve beğenmediğim birer nokta vardı. Beğendiğim özellik kitap içerisinde çok hoş, çok anlamlı sözler vardı. İnsanı durup düşündürüyordu. Beğenmediğim nokta ise kitabın sonu, kitabın sonunda "eee ne oldu şimdi" dedim. Bıçak kesiği gibi bitti. Konudan tamamen ilgisiz bir sondu. Genel olarak pek bağlanamadığım bir eserdi.