Gönderi

Yüreğim(iz)in Ezgileri…(
youtu.be/QJMs4nvp07o Bir soğuk yel eser Üşür Ölüm, Ölüm Bile/ İyiki doğdun İki Gözümüz 🌾🌻🌼🤍🦋🐞❤️ Ülkü Tamer’in belki de yazdığı şiirler içerisinde en çok etkileyici şiiri denilebilir. Cemal Süreyya bir gün Ülkü Tamer’e Behzat Firik adında bir gencin hikâyesini anlatır. Gence yapılanlar yüreğini dağlar Ülkü Tamer’in. Hele ki gencin on sekiz yaşında olması ve o yaşta bir insan evladına yapılan vahşet, Ülkü Tamer’i acıların kıyısına vurur. Alır eline kâğıdı kalemi, belki de mürekkebine gözyaşlarını da katarak başlar “Üşür Ölüm Bile” diye yazmaya. Peki ama Ülkü Tamer’in yüreğini dağlayan Behzat Firik kimdi, neydi başına gelenler? 12 Ekim 1981 tarihinde, henüz 12 Eylül insanlık kıyımının üzerinden bir yıl geçmişti. 38’de yaşadığı zulmü yeterli görmemişler ki, yeniden Dersim üzerine sefere çıkılmıştı. Yaşamak haramdı Dersim halkına. Ovacık-Hozat sınırları arasında bulunan Hülükuşağı köyüne bağlı Kale mezrası Komutanı Yüzbaşı Kulaksız lakaplı Aytekin İçmez denetiminde bin kadar asker, dört hanelik köyü çevreler. Köy halkı yüzbaşıyı konuk eder, çay ikram eder. Geliş sebebini merak ederler askerlerin. Sakin sessiz kendi hâlinde bir köydür. Lafı uzatmaz Yüzbaşı, Behzat’a “düş önüme” der. Hâlbuki Behzat köye yeni gelmiştir. Karadeniz öğretmen okulunda ikinci sınıf öğrencisidir. Köye ailesine yardım etmek için dönmüştür. Düşer yola Behzat cellâtlarıyla, abisinin içine şüphe düşer, vurur askerlerin peşinden kendini yola, mezranın sonuna geldiklerinde “durun” der Yüzbaşı. Sorar Behzat’a “teröristler nerede saklanıyor” diye. İbo’nun yoldaşlarını satmaz Behzat, ser verir sır vermez. Gözü döner komutanın, önce Behzat’ı, sonra abisini… İki kardeşi de karşılıklı iki ağaca bağlatır. Behzat’ın gözlerini bağlarlar. Ateş yakarlar karşısında, sırasıyla dağlanmış kasaturaları bedenine batırırlar, dirhem dirhem etini yakarlar, kardeşine de seyrettirirler yaptıklarını. Çığlıkları semaya uzanır Behzat’ın, kan kusar. Vadide yankılanan çığlıklarında geçmişin izleri saklıdır. Okuyup öğretmen olacaktır Behzat, umut olacaktır kendisine emanet edilecek çocuklara. Ama onu fikirlerinden vururlar. Düşer ölümün kuyusuna Behzat. Düşledi Behzat’ı Ülkü Tamer, mavi umutlarını, yaşama duyumsadığı sevgiyi düşledi. Koptu yüreğinden bir çığlıkla kelimeler. Bir ormanda tutup onu Bağladılar ağaca Yumdu sanki uyur gibi Gözlerini usulca Bir soğuk yel eser Üşür ölüm bile Anlatır akan kanı Beyaz sesiyle Diz çöktüler karşısında Sonra ateş ettiler Parçalanan yüreğine Yuva kurdu mermiler Bir soğuk yel eser Üşür ölüm bile Anlatır akan kanı Beyaz sesiyle Gelip kondu bir güvercin Ellerine o gece Kırmızı bir çelenk oldu Bileğinde kelepçe Bir soğuk yel eser Üşür ölüm bile Anlatır akan kanı Beyaz sesiyle Can Şahin 14 Aralık 2019
·
227 görüntüleme
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.