·304 syf.··Beğendi
···Okunma: 12 Ekim 2021 16:11 'Çarşamba günleri sen varsın diye güzel.'
Kitabımız farklı sapakları gösteren, paranormal unsurlara yeşil ışık yakan ancak gerçekçilik yolunda sabit adımlarla ilerleyen bir kurguydu. Bunu çok açarak hikayenin keyifli şaşırtmacalarını yok etmek istemiyorum. Konusu ise bir hayli merak uyandırıcıydı.
Müzisyen olan ve keman çalan Julia bir gün üç yaşındaki kızının saldırısına uğrar. Minik kızındaki değişimler karşısında korkunç bir kabusun içine düştüğünü düşünen Julia buna neyin sebep olduğunu çok geçmeden fark eder. İtalya seyahati sırasında bir antikacıda bulduğu Incendio isimli besteyi çaldığından beri kızı tuhaf davranmaktadır. Hiç duyulmamış bu bestenin kaynağını araştırmak isterken Julia geçmişin acı köşeleri tarafından yutulacaktır.
Evet dediğim gibi geçmiş ve günümüz arasında mekik dokuyan bir kurguydu bu. Günümüzde Julia kızının durumunu araştırırken geçmişte Lorenzo ve Lauranın aşkına şahitlik ederken bir yandan da Incendio'nun nasıl ortaya çıktığını görüyoruz. Yazar bu kısımlarda Yahudi soykırımını ele almış; sanatın, bilimin, her türlü güzelliğin insanların kötü duyguları yüzünden nasıl harap olduğunu, ayrımlardan öte insan olduğumuzu fark etmeyi, toplama kamplarının korkunç yüzünü sert gerçekçi bir şekilde anlatmış.
Okurken şunu düşündüm: dünyadaki tüm kavgalar niye? Neyi paylaşamıyoruz? Hepi topu yaşayacağımız ortalama altmış yıl değil mi? Büyüyünce nasıl biriyle evleneceğini hayal eden minik bir kız, müzik yeteneğiyle herkesi kendine hayran bırakan bir besteci, bir anne, bir baba sırf dini inancı yüzünden gerçekten işkence çekmeli mi? Yahudi, Müslüman, Hristiyan... her inanç saygıyı hak eder ve her yaşam kutsaldır.
Ateşin Şarkısı tavsiye edeceğim bir kitaptır.