Puan vermedi·228 syf.··
2021 277. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2021 19:51
Burhan Sönmez ismiyle bu kitap aracalığıyla tanıştım. Bazı yazarların dili okuyanı eserin merkezine dahil eder. Ve bu dahil oluşla birlikte eserin bir parçası olmaya başlarsınız. Bir zaman geçince de anlatı hiç bitmesin, ben de gerçek dünyaya bir süre daha dönmeyeyim hissi çıkar ortaya. Ancak bu eserde bir ikilemle birlikte yaşıyorsunuz bu duyguyu. Yer altındaki İstanbul 'da kalıp acının kalbini mi dinlemeli yoksa martıların uçtuğu, Adalar' ın bir sisin ardına saklandığı, vapur düdüklerinin yaşam çağrısı yaptığı - muazzam İstanbul'un sesine mi kulak vermeli? İşte bu eserde yerin altı da üstü de sizi aynı oranda çarpıyor. Kah bir rakı kadehinde gelecek güzel günleri hayal ediyorsunuz kah işkence odalarındaki çığlıklarla insanın gerçek yüzünü görüyorsunuz. Karakterlerin ortak yönünü : "Biz aynı mezara daha önce gömülenlerdik." satırlarıyla özetlemek mümkün. "Tanrı da geçmişi değiştiremez. Her şeye kudreti yeten Tanrı bugünkü ve gelecekteki zamana hükmeder, ama geçmiş zamana dokunamaz." cümleleriyle de hayat felsefesi yapmaya başlıyorsunuz. Kendiyle yüzleşmekten korkanları saran cümle ise şöyle şekil bulmuş: "Kentin derinleri karanlıksa insanın derinleri de karanlıktı. Nemli ve soğuktu. Kimse içindeki karanlığa inmrk, kendisiyle orada yüzleşmek istemezdi." Ve asıl vuruş son cümlelerde gösteriyor kendini: "Ben devrimcilere katılmadım, çünkü insan konusunda yanılıyorlar. İnsanın iyiliğe yatkın olduğuna, kötülükten kurtulabileceğine inanıyorlar. Bencilliği ve insafsızlığı olumsuz koşulların sonucu sayıyorlar. İnsanın ruhundaki cehennemi görmüyor, onun dünyayı cehenneme çevirme hevesini fark etmiyorlar. İnsan iyileşemez.İnsan kurtarılamaz. İnsandan KAÇILABİLİR ancak. "
İstanbul İstanbulBurhan Sönmez · İletişim Yayınları · 20191,289 okunma
·
120 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.