Puan vermedi·199 syf.··
Beğendi
·
2021 627. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2021 21:11
Eserde yer alan bu hikayeler sırayla şu isimleri taşımaktadır: "Nadim", "Validelik", "Jean", "Vedia'dan Bir Parça", "Vedia'dan Bir Parça Daha", "Valideleri Vefat Etmişti", "Zavallı Nuri", "Av Alemi", "Tarlada" ve "MeftUr-ı Gayret" . Mutlu bir evlilik yapamamış, hatci bir ara karısından şüphe eden bir erkeğin, sonunda şüphelerinin ortadan kalkması ve karısını anlamasının anlatıldığı "Nadim" adını taşıyan ilk sıradaki hikaye ile Fikret'in bizzat kendi hayatı ve "Tecdid-i İzdivac" isimli şiiri arasında bir benzerlik söz konusudur. Pek müreffeh ve nazlı bir çocukluk hayatı geçiren Tevfik Fikret, Mekteb-i Sultani'den mezun olunca, birlikte büyüdüğü dayısının kızını evlenmek üzere başkasının istediğini işitir işitmez; "Nazıma'yı ben almak isterim!" diye haber gönderir. Nikah kıyılır kıyılmaz dayısının evine yerleşen Fikret, muhtemelen kısa bir süre sonra aceleyle verdiği bu karardan pişman olur ama iş işten geçer. Onun "Tecdid-i İzdivac" adlı şiirinde ise, ailelerinin zoruyla evlenen karı-koca arasındaki sevgisizlik ve aniaşınazlığın aileye dahil olan bir çocukla, geçici bir süre için de olsa, nasıl son bulduğu anlatılmaktadır. Küçük yaşta, devrin akla ilk gelen ölümcül hastalığı vereme yakalan ve daha baştan akıbeti belli Ayşe adlı bir kızın oldukça acıklı hikayesinin anlatıldığı "Validelik" adını taşıyan ikinci sıradaki hikaye hayli hacimlidir. Yer yer Ayşe'nin maddi ve ruhi portresinin de yapıldığı, zayıf bir şekilde kurgulanan hikayede anlatılan olay oldukça ayrıntılı şekilde anlatılınaya çalışılsa da nedense pek inandırıcı bir özellik taşımamaktadır. "Jean" adını taşıyan üçüncü hikayede hasta ve alil bir adamın İstanbul'da Sirkeci'de bir lokantaya gelişi ve orada daha önce kaybettiği torunu Jean'a benzettiği küçük bir çocukla karşılaşması anlatılmaktadır. Herhangi bir aksiyon bulunmayan bu hikayenin de orijinal bir tarafı bulunduğunu söylemek oldukça zor görünüyor. Oldukça ayrıntılı tasvirler, ikili üçlü tamlamalada dolu "Vedia'dan Bir Parça" ile onun devamı mahiyetindeki "Vedia'dan Bir Parça Daha", devrio yaygın konularından birini teşkil eden vererne yakalanan bir kızın hikayesi etrafında canlı tabiatın anlatıldığı bir hikaye. Pikret'in gerek burada gerekse tabiattan bahsettiği diğer hikayelerinde tabiattaki güzellikleri anlatmaktan sanki ayrı bir zevk aldığı anlaşılmaktadır. Yine tabiatın bütün ayrıntılarıyla tasvir edildiği "Valideleri Vefat Etmişti" adlı hikayede iki kardeşin kırlarda dolaşırken yağmur yağması ve şimşekler çakması, gökkuşağı, arkasından da tertemiz bir havada güneşin doğması anlatılıyor. Muhtemelen Bebek sırtlarında geçen hikayenin sonlarına doğru iki kardeş bulundukları mevkiden Ayasofya ve Sultanahmet camilerinin kubbe ve minarelerini görürler. Böyle bir manzara içinde adeta kendinden geçen hikaye kahramam Enis, evde Kur'an okuyan Vedia'nın sesiyle kendini başka bir dünyada hissediyor. Hikaye, " Ahiret-güzinlerin ervahını şad etmek için işlenen bu hayır bir dünyeviyi de behre-dar-ı feyz eylemiş idi." cümlesiyle sona erer. Fikret, hayata henüz olumlu bir şekilde baktığı bu yıllarda, burada olduğu gibi, tabiata da panteist bir gözle bakmaktadır. Devrio yaygın romantik anlayışına uygun olarak kaleme alınan "Zavallı Nuri" adını taşıyan hikayede de birbirine aşık Nuri ile Nerime adlı iki gencin hazin soru anlatılmaktadır. Nuri, annesiyle babasım küçük yaşta kaybedince dayısı Rahmi Efendi tarafından büyütülmüş, yirmi yaşlarında tahsiili ama malızun ve düşüneeli nazik bir gençtir. Nerime ise, dayısı Rahmi Efendi'nin oldukça güzel ama son derece mağrur, hırçın, müstehzi ve şımarık büyütülmüş biricik kızıdır. Dolayısıyla, konusu aşk olan bütün hikayelerde olduğu gibi, burada da bir dengesizlik söz konusudur. Birlikte büyüdükleri birbirlerini delice sevdikleri halde, Nerime'nin anlamsız kaprisleri yüzünden, bir türlü birbirlerine açılamazlar. Nihayet Nuri, aşk acısının artık dayanılmaz bir hal aldığı bir bahar sabahı bahçede karşılaştığı Nerime'ye aşkını ilan ede.ı; ama umduğunun tam aksine ondan soğuk bir karşılık alır. Duruma yakından şahit olan Rahmi Efendi'nin, "Bugün buradan çıkmalısınız; çünkü size burada harem vardır . .. " ikazı üzerine, Nuri köşkteki odasında kalbine iki el kurşun sıkmak suretiyle canına kıyar. Ruhunu teslim ederken son sözleri, "Ah Nerime ... Nerirneciğirn ... Nerime . .. " olur. Öncekilere göre hikaye formuna biraz daha uygun görünen, ancak yabancı isimlerle dolu" Av Alemi" ise, biraz tercüme kokrnakta . Sade bir dille kalerne alınan hikaye çeşitli avcı hikayelerini ihtiva etmektedir. Oldukça ayrıntılı, güzel bir kır tasviriyle başlayan "Tarlada" adını taşıyan hikaye ise aynı şekilde devam eder. Yazarın, buradan köy hayatını ve tabiatı çok yakıcıdan tanıdığı anlaşılmaktadır. Bakış açısı karamsa.ı; ama olumsuz bir gözle baktığı köylüler ve çiftçiler hayatlanndan memnun. Diğer hikayelere göre oldukça sade bir dille yazılan "Tarlada" diğerlerinden farklı olarak olumlu sonia bitrnekte. Muhtemelen romantik yazarların etkisiyle köy hayatı ile şehir hayatı arasındaki tezat üzerine kurulu olan "MeftUr-ı Gayret"te bilgiden, kültürden, şehirden nefret eden bir kahramanın tabiata karşı duyduğu ö7Jernhikaye ediliyor. Hikaye kahramanının sanki kendisiyle hesaplaştığı ve ayrıntılı tasvirlerin yapıldığı hikayenin dili yine oldukça ağır.
Senin İçinTevfik Fikret · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025652 okunma
·
179 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.