Öncelikle kitap hakkında şundan bahsetmek isterim;
Sonundaki ince ayrıntıyı 2-3 bölüm öncesinden keşfettim ve keşfettiğim anda ağlamaya başladım. Daha o ayrıntı gerçek olmadan beni içine almıştı.
Kitap hepimizin hayatlarının örümcek ağı misali birbirinden geçtiğini ve yüzleşilmek istenmeyen ne varsa hayatın illaki bir kısmında ona yakalanılacağından bahsediyor. Açıkçası büyük bir istekle kitabın pembe bir aşk romanı olmasını istedim ama yazarımız gerçekçi biri olduğu için yaşamımıza uygun muhtemel tepkilere yer vermiş. Bence kitap sadece iki bölümden oluşuyor. Çünkü ilk yarısındaki fikirlerimle son yarıdaki fikirlerim asla uyuşmuyor. Kitabın bir diğer güzelliği ise toplumun bütün önyargılarına bir anlam verip hepsini bertaraf etmesi. Her insanın bir iç dünyasının bulunduğunu ve çevre etkisiyle oluşturulan bir kişiliğin içine hapsolmuş olabileceğini gözler önüne seriyor. Konu ve betimlemelerin uyumu, yoğun hisler ve anlatım tarzı derken kitap gözümde yükseldi.