Zülfü Livaneli’nin güncel konuları işlemesini hep sevmişimdir. Bu kitapta da balıkçı Mustafa ve eşi Mesude’nin yürek yakan gerçekçi hikayesini anlatırken bir o kadar da gerçekçi olan göç sorununu işlemiş. Mülteci göçmenlerin yaşadığı zorluklar, mücadeleleri ve kayıpları.. Mustafa ve Mesude’nin çekirdek kalan ailesiyle yolu kesişen Samir Bebek.. Büyük şirketlerin denizlerde yaptığı yıkımlar.. Okurken sanki tv haber bültenini izliyormuşçasına hissettiren, hayatın içinden bir roman. Kitabı çok kısa bir sürede bitirdim, keyifli bir okuma olmasına katkı sağlayan en büyük etmen ise okurken Storytel uygulamasından Çetin Tekindor’un sesinden de kitabı dinlemekti . Eğer ki Ege, Nüfus Mübadele’si gibi konular işleniyorsa, Çetin Tekindor’u ayrı düşünmek olmazdı. Sesinin tınısı be roman bana eskiyi hatırlattı. Köydeki evimizde beyaza boyadığımız tahta çerçevelerimizden rüzgarın ıslık sesinin geldiği, sobamızın üstünde kestanenin çatırdadığı, babaannemin lüks ışığında bize geçmişten hikayeler anlattığı kış geceleri.. Tek bir fark var; babaannem geçmişi anlatıyordu bu kitaptaki acılar, yaşanmışlıklar bugünü..