Dikkat spoiler içerir.
Son zamanlarda okuduğum en etkileyici romanlardan biri. Dünyada 2450li yıllar yaşanmaktadır ve artık insanlar ölümsüzdür. Sadece çocuk doğurmaya karar verenlere ölümlülük aşısı yapılmaktadır ve bu aşıyı yapan Falanj birlikleri, çocukken yetimhanede yetiştirilenlerdir. Jan da bunlardan biridir ve arkadaşları Al, Victor gibi isimlerle çalışmaktadır. Yaşam Partisi Jesus Rocamora en büyük düşmanlarıdır. Bir gün senatör Erich Schreirer Jan'ı çağırır ve ona bir görev verir. Rocamora ve sevgilisi Annalie'yi bulur. Annalie hamiledir ama nedense onları aşılamaz ve Jesus'un kaçmasına izin verir. Yaşlı insanların yaşadığı Barcelona'ya giderler Annalie ile. Bu arada yakınlaşırlar. Ancak Jesus'un yanına gider ve intikam almak için Jan da şehrin kapılarını Falanj birliklerine açar. Kahraman olmuştur ama aynı gün hayatının en kötü günü olur. Çünkü hem senatörün karısı ile ilişkiye girmiş, hem sevdiği kadın olan Annalie'den baba olacağını öğrenmiş hem de bu yüzden yetimhanedeki en büyük düşmanı 502 numara tarafından aşılanmıştır. Hapse giren Jan 7 ay içerisinde iyice yaşlanır. Çıktığında Annalie ile buluşur. İkiz çocuklarından kız olanı doğar ve erkek olanı annesi ile ölür. Daha önce çocuk bakmak zorunda olmayan Jan, yaşlılıktan kurtulmak için eskiden tutukladığı Beatrice adındaki bilim kadınını bulur. O da Jan'ı tedavi etmez. Çünkü herkesi ölümlü yapacak bir ilaç bulmuştur. Nefes yoluyla bile geçecek bu ilacı Han'a vermek ister. Jan ise Jesus'un yola çıktığını öğrenir ve kızını kurtarmak için hemen çıkar yola. En sonunda tüm hayatını öğrenir. Annesi Anna, Erich' in karısıdır ve Jesus tarafından hamile bırakılmıştır. Jesus yakalanır ve Erich Jan'a aşının etkisiz kalmasını sağlama sözü verir. Tek şartı kızını yetimhaneye bırakmasıdır. Acaba Jan bu teklifi kabul edecek midir? Bundan sonra neler olacaktır? Anna adını verdiği kızını yetimhaneye verecek midir? Yoksa başkan olmak isteyen Erich için başka planları mı vardır? Beatrice ne olmuştur? Soluksuz okunan bir roman.