Sekiz yıl aradan sonra gelip de yine gerçekleri tüm çıplaklığıyla yüzümüze vuran Hakan Günday ve Zamir…
Yolu bir şekilde Günday’ın herhangi bir kitabıyla kesişmiş olanlar bilir ki yazarın her romanı aslında bir sorunun cevabını ararken ortaya çıkıyor ve bu sorular başka başka sorular sordurturken bir açıdan da bizi o soruya iten dünyanın ikiyüzlülüğüne şahitlik ettiriyor. Zamir’de “Amaç için tüm metodlar doğrudur, cümlesinden yola çıkarsak bir sabah uyanınca kendini durdurmaya çalıştığın gaddar insanlara dönüşmüş bulur musun?” sorusuna cevap aradığını söylemiş Günday. Kendisi cevabı bulmuş mu veya bulduysa bulduğu cevaptan ne kadar tatmin olmuş bilemesem de iyi ki sormuş, iyi ki yazmış ve iyi ki düşündürmüş bizi.
Savaşlar, göçmenler, sözde yardım kuruluşları, kadının (olmayan) yeri, din, siyaset, yalanlar, yalanlar ve yalanlar… Tabii bir de Günday’ın çirkinlikleri tüm gerçekliğiyle anlattığı üslubu.
Zamir hakkında çok bir şey söylemeye gerek yok aslında çünkü zaten söylenmesi gerekenleri söylemiş kitap. Uzun lafın kısası beklediğimize, özlediğimize değmiş.