Bilgi güçtür, cehalet mutluluk. #Fahrenheit451 Kağıtların tutuştuğu ısı derecesi.
“ Geleceğin dünyası günümüzün dünyasından daha büyüleyici veya ilginçtir. “ diyor Neil Gaiman kitabın ilk sayfalarında. Gerçekten de öyle değil midir ? Distopya dünyasını gerçekten çok seviyorum. Henüz bu türle tanışmamış olanlar Fahrenheit 451 ile başlayabilir bence çünkü dili çok akıcı ve okuyucuyu yormuyor. Bir oturuşta elinizden bırakamayacağınız bir eser.
#kitabınkonusu Bu ülkede düşünmek yasak. Hep mutlu olmalısınız. Düşünmeniz için 1 dk. dahi kendinizle baş başa kalamıyorsunuz. Balkon verandaları bile kaldırışmış sosyalleşip düşünülmesin diye. Televizyonlar duvarları kaplıyor. İnsanlar teknolojiye bağlanmış durumda. Yazıldığı dönem için bu bahsettiğim olaylar çok ilginç değil mi?
Başkarakterimiz Guy Montag. O dönemde itfaiyeler yangın söndürmek için değil de yangın çıkarmakla görevliler. Daha da açarsak Ray Bradbury’nin oluşturduğu bu dünyada kitap okumak, saklamak yasak. Fark edildiği anda itfaiye görevlileri eve baskına gelip kül ediyorlar. Montag da itfaiye görevlisi olarak çalıştığı bir akşam yaşlı bir kadın evin içinde kitaplarla beraber yakılır. Montag yaşadığı bu olay sonucu düşünmeye başlar yaktıkları, yasaklanana bu kitapların içinde ne yazmaktadır? Bu farkındalık olayların gelişme sürecinin hızlandırır evine sakladığı fakat hiç içini açıp dahi bakmadığı kitaplar karısı tarafından ihbar edilir. Montagin kaçış yolcuğunda kendi gibi insanlarla tanışmasına vesile olur. Bu yolculuğa sizlerde çıkmaya hazır mısınız ?