Kasım Ayı Hikaye Etkinliği #143121611
Hüseyin'in A(n)lamadıkları
Akşamüstü berber dükkanında oturmuş kesilen saçların yere düşüşünü seyrediyordu çocuk. Berberin havaya kaldırdığı saçlar akşam pencerelerden dolan güneşle parlıyordu. Çok maharetliydi ustası, çocuk da onun gibi olmak istiyordu. Dans eder gibi saça şekil veren elleri izledi biraz daha. Hüseyin! Sana diyorum oğlum baksana! Hüseyin daldığı rüyadan uyandı. Ustasına baktı ne yapabileceğini düşünürek.Süpür şu yerdekileri oğlum hadi bugün erken kapatıcaz. Kenarda duvara yaslı plastik süpürgeyi alıp süpürmeye başladı Hüseyin. Duvarın köşesine montelenmiş televizyonda haberler dönüyordu. Güzel sesli bir kadın aynı tonda hiç bilmediği terimlerle bir şeyler anlatıyordu "Artan enflasyon oranları.." ".. Zamlar bu sene de.." "Şimdi bütün gözler açıklanacak olan faiz oranları.." çoğunu duymadı bile Hüseyin. Ne olduklarını bilmiyordu ki. Ustası malzemelerini yerleştirip içeriden gelene kadar tertemiz yapmıştı ortalığı. Sevindi ustası da. İlk haftadan gösterdiği emeği beğeniyordu. Günün onca yorgunluğundan sonra bu çocuğun her işi düzgün yapması rahatlık veriyordu ona. Al bakalım yevmiyeni, dedi. Haftalığını verdi çocuğa. Hüseyin buruşuk banknota baktı. Yaşasın be! Dedi. Teşekkür ederim usta. Alıp banknotu avucunun içine sıkıca tuttu.
Önlüğünü çıkarıp kapının önündeki ayaklı askıya astı: Yarın görüşürüz! Ve koşarak çıktı dükkandan. Şimdi parası olmuştu ya of. Neler alamazdı ki. Sekerek mutlu mutlu yola koyuldu. Bütün dükkanların camekanlarında bir kere durdu. Hepsini uzun uzun seyretti. Neler yoktu ki dükkanlarda. Artık parası da vardı hem, bu para buna yaramıyor muydu işte, ne isterse alabilirdi artık. Karşısına ilk oyuncak dükkanı çıkmıştı. Allahım vay be dedi. Görürsün sen şimdi baba oğlun neler alacak parasıyla dedi. İçinden babam bilmiyor parayı kullanmasını ama ben biliyorum, da dedi. Girdi oyuncakçıya baktı etrafa. Birine çok büyük dedi, birine çok küçük dedi. Sonra geçen gün reklamlarda gördüğü o lego setini gördü. Aa dedi tamam işte, bu mükemmel. Hemen aldığı gibi kutuyu kasaya yollandı. Kucağına zor sığıyordu kutu, üst tarafından uzanıp baktı satıcıya. Yaşlı bir adamdı satıcı. Çok yaşama sevinci yoktu anlaşılan. Bunu alacak paran var mı senin, dedi göz ucuyla. Evet dedi Hüseyin gururla parasını çıkardı cebinden koydu adamın önüne. Adam sinirlendi, dalga mı geçiyorsun be benle dedi. Arkada yine televizyon açıktı. Haberlerde ".. doğalgaz fiyatları.." diyordu. Tuttuğu gibi kolundan çıkardı çocuğu dışarı. Al paranı da bir daha gelme buraya! Ama neden ki dedi Hüseyin. Param var ya! Baya bozulmuştu morali, ama yaşlı adamın gereksizce asabi olduğuna karar verdi. Belli ki kimseyi sevmeyen biriydi o yüzden böyle davranmıştı. Neyse dedi, yolumun üstünde çok dükkan var. Tam o sırada annesiyle önünden geçerken hayran kaldığı spor ayakkabıları gördü. Aha dedi işte şimdi alıcam sizi. Bir heves girdi dükkana. Bu sefer azar yememek için ne yapması gerektiğini biliyordu. Ayakkabıyı almadan önce satıcının yanına gitti. Merhaba, dedi, ben şu ayakkabıyı almak istiyorum. Orta yaşlı hatta genç sayılabilecek bir adamdı bu seferki satıcı. Bu iyidir herhalde, diye düşündü içinden Hüseyin. Adam baktı çocuğa paran varsa alabilirsin tabi, dedi. Tabi param var dedi Hüseyin çıkardı koydu parasını ortaya. Ama bu yetmez ki dedi adam. Daha çok paran olması gerekir. Nasıl yani dedi çocuk, para var bir de çok mu olması gerekiyor? Evet dedi adam. Bundan 10 tane daha getirirsen alabilirsin ayakkabıyı. Ama dedi çocuk, ben bütün gün çalıştım, hem de çok güzel yaptım işimi. Ben de bütün gün çalışıyorum dedi adam. Ama piyasa böyle. Piyasa ne ki dedi çocuk. Adam cevap vermedi, ekrana dalmıştı. Yine haberler açıktı, "dolar kurları bu hafta.." Aman be dedi çocuk, bu insanlar neden bu kadar garip. Çıktı dükkandan yorulmuştu da çok. Mis gibi bir koku geldi sonra burnuna, Abi ne bu ne güzel kokuyor, dedi. Spesiyalimiz ufaklık dedi genç çocuk. İster misin vereyim mi bir tabak? Hüseyin'in pek umudu kalmamıştı ama bu paraya olur mu, dedi. Genç baktı paraya üzüldü biraz. Bunu alamazsın ama dürüm verebilirim istersen. Yok dedi Hüseyin. Canı sıkılmıştı iyice. Yolun geri kalanını yavaş adımlarla yere bakarak yürüdü. Evlerine yakın zincir marketin önünde annesi yakaladı. Aa geldin mi Hüseyin aldın mı paranı. Bak gel deterjan indirime girmiş benim de param yetişmemişti iyi oldu dedi. Tutup kolundan soktu içeri çocuğu. Deterjanı aldılar. Kasada Hüseyin verdi kasiyere parasını. 2,5 daha var mı abla dedi kasiyer. Annesi ceplerinden araya araya 2, 5 daha verdi. Çıktılar marketten. Hüseyin bir dahaki haftayı bekledi.