Puan vermedi·112 syf.····Okunma: 04 Kasım 2021 21:24 35 kişilik tekstil atölyesinde boyumun makine pedalına zar zor yetiştiği zamanlardı. Hırs edip makineci olmuştum. Yaşımdan büyüklerin yaşadığı o kara sevdaları yaşarım gibisiyle büyümeye çalışırdım. Boyumdan büyük işlere çocukluğumun verdiği hırs ile başlamıştım. Büyükler Ümit besen- orhan Gencebay- Müslüm gürses… dinlerdi ve bir sigara eşlik ederdi onlara. Radyo 2000 akşama kadar efkar dağıtırdı atölyenin her köşesine. Ben elimde dikmeye çalıştığım cep astarları ile büyümenin hayallerini kurardım. En sevdiğim şarkılar çıkınca tuvalet aralarına gider sigara içerdim yaşım daha 11 di. Haberler o zamanlar sigara içmenin yaşının 14 e kadar düştüğünü anlatırdı. Gülerdim buna. ( yine çok uzatıyorum) aşık olmayı büyüklerimizin o utangaç yaklaşımlarına benzetirdik. Atölyemizden biri overlekçu kıza vurulmuştu ve ablamız hiç oralı değildi. Abimiz radyoya bir mesaj attı “ ben falan atölyeden falan makineci, atölyemizin en güzel oberlokçusu için yılmaz erdoğandan ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim şiirini istiyorum” şiir çaldı ve ben ilk defa yılmaz erdoğan ile orda tanıştım. Yıllar geçti bir kaç şiirini daha buldum. Halen ezberimde gezer o şiir. Yıllar geçti Yılmaz Erdoğanla tanıştım. Çoğu şiirlerini dinleye dinleye ezberledim.
Kelimeler çocuk gibi sanki. İçimizden geçiyor. Bir çocuğun elinden tutmuşsunda geziyorsun sanki cadde ve sokaklara bakmadan tüm ülkeyi. Yılmaz abi kelimeleri gezdiriyor. Ve benim o utangaç şaşkınlığım halen Yılmaz abinin şiirleri karşısında durup durup sendeliyor.
Kitabı okumadan evvel, Yılmaz erdoğan bir kaç defa dinlenmeli, ki onun okuyuş tarzında okunmalı. Yoksa hiç bir keyif alınmaz bu kitaptan. Ama onun okuyuş tarzını yakalarsanız gerçekten kitap hece hece üzerinize yapışacaktır.