Puan vermedi·520 syf.····Okunma: 01 Kasım 2021 21:30 Eser Jack London'un başyapıtı ve yarı otobiyografik roman olarak değerlendirilir.
İlk görüşte Ruth'un aşkına yakalanan ve sınıf ayrımları sebebiyle bir türlü kendini sevdiğine layık görmeyen işsiz ya da dönemlik işçi olan ve oldukça fakir bir genç olan Martın eserde bize sınıf farklılıklarına kafa tutmayı ve azimle, çalışmayla ve istekle imkansız bir şey olmadığını gösteriyor.
Martın denizcilikle uğraşan, eğitimsiz, kaba bir gençtir. Ruth ise eğitimli, entelektüel, üst tabakadan bir burjuva kızıdır. Ruth'a aşık olana dek tek dünyası denizden ibaret olan Eden'ın tek amacı Ruth'a yakınlaşmak ve onun mensup olduğu sosyal sınıfa yükselebilmek. Bunun için sınırlarının ötesinde bir çaba harcar. Sevdiği için dil bilgisi, diksiyon ve edebiyat öğrenmeye çalışan Eden içindeki yazma tutkusunu keşfediyor. Çeşitli öyküler yazarak dergilere gönderiyor aldığı olumsuz cevaplar karşısında vazgeçmiyor hep devam ediyor.
Hayranlıkla izlediği burjuva sınıfının aslında hiç de uzaktan göründüğü gibi özenilesi olmadığını görüyor. Onların dışarıdan göründükleri mükemmel karelerin ardında aslında yeterince bilgili ya da bilgilerini kullanmayı bilmeyen insanlar olduklarını görüyor. Sonuçta kullanılmayan bilgi ne işe yarar değil mi?
İçindeki güce inanan, kendisine güvenen ve bir gün başarılı bir yazar olacağını düşünen Martın sevdiğine olan aşkın gücü ile yorulsa bile yılmadan o yolda devam eder. "Kendim dışında kimse bana inanmıyor Gertrude" diyordu Eden. Ona en yakınları bile inanmazken boşa kürek çektiğini düşünürlerken o kendisine daima inandı ve bu inancını boşa çıkarmadı.