·80 syf.····Okunma: 07 Kasım 2021 19:52 Yüce Tanrı Pan, The Great God Pan, Galler'li -Wales'li- yazar Arthur Machen'ın 1894 tarihinde yayınlanan bir kitabıdır. Ülkesindeki pagan tapınaklarını gezerken ilham alan yazar kitapta mitolojide insanlara korku salan tanrı Pan'ı on dokuzuncu yüzyıla taşımaktadır. Bir doktorun ruhani dünyaya erişmek için yaptığı ''Yüce Tanrı Pan'ı Görmek'' adlı deneyden sonra şehirde art arda vuku bulan gizemli olayları anlatan kitap bir korku klasiği olarak geçmektedir. Kitap ilk çıktığı zamanlarda içeriği sebebiyle yazarın ününü zedelese de zaman içinde kabul görmüş ve kültleşmiştir. Roman: Howard Phillips Lovecraft, Bram Stoker, Stephen King gibi yazarları etkilemiş; sinema sahnesine de taşınmıştır. Pan'ın Labirent'i filmine esin kaynağı olmuştur.
Buradan sonrası kişisel fikirlerimi içeriyor ama okumadan önce bilmemeniz gereken bir şeyleri söylemeyeceğim. Gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz. Kitapta toplam karakter sayısı az, kitabın sayfa sayısının da az olduğunu düşünürsek bir çırpıda kolayca anlaşılabilecek bir kitap. Fakat ben çevirisinden pek hoşlanmadım (İtahki Yayınları). Kime hitap edildiği, kimin hitap ettiği özellikle son sayfalarda karışıyor. Bazı cümleler devrik ve bazı cümlelerde -belki de yazarın cümleyi uzun tutmasından dolayı- bağlaçlar sıfatlar birbirine giriyor.
Gelelim korku edebiyatı meselesi. Okuduğum ilk ''korku'' romanı olduğu için bir karşılaştırma yapamayacağım fakat gizem öğesi kesinlikle okuduğunuz her satırda hissediliyor. Bir polisiye romanı havasında geçmemesi de ayrı bir noktası. Sürekli yeni bir bilgi sayesinde farklı sonuçlara ulaşmıyorsunuz. Kitap başından sonuna sizi tek bir konuda diken üstüne tutuyor. Olaylar yaşanırken değil yaşandıktan sonra anlatılıyor kitapta. Sanıyorum kısa olmasının sebebi bu. Geçmiş zaman ile, karakterler olayları yaşadıktan sonra anlatıyorlar; olayı yaşayan karakterler anlatılmıyor. Konuşmalarla, hikayelerle, olaylarla ve iç seslerle geçen kitap -tekrar söylüyorum- başından sonuna kadar sizi bu gizemin içinde tutuyor.
Daha uzun olmasını dileyeceğim ama ne yazık ki çabucak biten bir kitap olarak da sonlanıyor. İstenirse birkaç yüz sayfaya yayılabilecek bir konu yüzüncü sayfaya bile gelmeden bitiyor. Gizemli, doğaüstü, sürükleyici roman okumayı sevenlerin seveceğini düşünüyorum bu kitabı. Okurken, atmosferin içinde hissetmek isteyenler için de kesinlikle başarılı bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Belki karakterlerle birlikte nefesiniz kesilmeyecek ama o gri havada, evlerin arasında ve odalarda karakterle birlikte gezeceksiniz gibi geliyor bana.