·96 syf.····Okunma: 02 Kasım 2021 09:00 Her insana gerçekten okuyup, anlayıp, sindirdiğinde çok faydalı olacağını düşündüğüm ve bu baskıda daha fazla öykünün olduğunu öğrendiğimden dolayı tekrar okuduğum kitap. Yalnız bu okuyuşum, bu kitap hakkındaki düşüncelerimi oldukça karmaşıklaştırdı. Sorun bu baskıda ya da çeviride değil, sorun benim bu sefer daha geniş kapsamlı algılayabilmemde.
Klasiklerin arasında var olmasının nedeni gerçekten oldukça açık. Öyküler ve öykülerin işleniş şekli ilk okuyuşum olmamasına rağmen tüylerimi diken diken etti. Ancak, yine de yalnızca Tolstoy ismine kapılanların kitabı tümüyle beğendiğini düşünüyorum. Açıkçası Üç Münzevi, Mum ve İlyas öykülerini pek beğenmedim.
Mum’a baktığımız zaman, kendi içerisinde zulme göz yummayı, şiddeti, cinayeti Tolstoy’un oldukça bayağılaştırdığını düşünüyorum. Bu kadar iyilik konusu geçen bir kitapta birden kötülüğe yumulan göz, bana oldukça mantıksız geldi.
Üç Münzevi’de ise aslında insanın hizmet etmesi gerektiği kişinin kendi olduğu verilmek isteniyor. Tanrı için değil, ne yapıyorsan kendin için yap. Ben bu şekilde anladım ancak ne kadar doğru anladığımı sorguluyorum. Bu paragrafı yazmadan önce dahi tekrar okuma ihtiyacı duydum. Bu belki öykünün diğer öyküler yanında daha silik kalışından dolayı olabilir. Ancak, kesinlikle daha açık anlatılabilirdi.
İlyas’da ise işlenen bambaşka bir konuyken anlatılmak istenen bambaşka diye düşünüyorum. Tolstoy’un bu öyküde zenginliğin ne kadar kötü olduğunu, fakirliğin ne kadar iyi olduğunu övmek istediğini düşünmüyorum, ya da düşünmek istemiyorum. Bu öyküde daha çok ‘Mala mülke bağlanma. Onlar geçici. Onlara sahip ol ama onlar sana sahip olursa sıkıntı başlar.’ Konusunu anlatmak istediğini düşünüyorum. Ki umarım öyledir.
Kitabın diğer öyküleri, insanı insan yapan şeyin, hayattaki en önemli şeyin, sevgi ve iyilik olduğunu o kadar güzel anlatıyor ki bu kitabın baş tacı olmasının nedenini oluşturuyor. İnsana açgözlülüğün verdiği zararları anlatırken dualiteyi de unutmuyor. (Eğer zengin olursan, fakir olmayı da göze almalısın, kar edersen de zarar etmeyi.) Yaşadığımız anın değerini bize gösteriyor. Ki bu, Üç Soru öyküsünün niçin diğer okuduğum baskıda olmadığını sorgulamama neden oluyor.
Kısacası, hala okumamış olan varsa, içerisindeki her öykü için olmasa da kesinlikle okunması gereken bir kitap olduğunu düşündüğümü söyleyebilirim.