Puan vermedi·161 syf.····Okunma: 11 Kasım 2021 04:39 Herkese Merhaba.
8 Kasım haftasının ilk kitabı Britanyalı psikoterapist ve deneme yazarı olan Adam Phillips'in Kaçırdıklarımız Yaşanmamış Hayata Övgü kitabı oldu. Kitabın ilk konusu "Hüsran Üzerine" isimli deneme. Yazar Shakespeare'in oyunu ve Freud'un bakış açısı üzerinden konuyu ele almış. Hüsrana uğrayan kişi mi yoksa hüsrana uğratılan kişi mi zorbadır, diye sormuş bizlere. Üzerinde uzun uzun konuşulacak, tartışılacak konu bence :) Hüsranın sözlük anlamından tutun, diğer tüm manalarına kadar tek tek anlatmış yazar. Ve aşk boyutuna da değinmiş tabii.
"Kavrayamamak Üzerine" olan bölümde ise biraz kafa karıştırıcı olsa da özetle; her şeyi kavramanın bize tat vermediğini, kavrayamamanın da aslında bir haz olduğunu anlatıyor. Yani bizlere sorduğu soru şu: Her şeyi anlamak zorunda mıyız ve bu bize ne katar? Ve yazar bunu kendi mesleğindeki bir deneyimiyle, bir resim öğretmeninin anısıyla anlatıyor. Bunu elbette yazmayacağım, ancak okursanız eğer ne demek istediğimi anlamış olursunuz. Ve bu bölümün devamında, bilmek bilmemek konularına ilişkin yine kavramakla ilgili aşk ve cinsellik konusuna da girilmiş. Ve 69. Sayfada o kadar doğru bir cümle topluluğu vardı ki, işte gönül ister ki hepsini buraya yazalım ama olmuyor.
Sonraki bölümde "Yanına Kâr Kalmak" deyimini ele almış üçüncü kısımda yazar. Bunun ilk kullanım alanının Aldous Huxley'in bir kitabında kullanıldığını söylüyor ve birçok sözlük anlamlarıyla bu deyimin açıklamasını yapıyor. Bir yandan bunları öğrenmek keyif verirken bir yandan da insanı daraltıyor.
"Çıkıp gGitmek Üzerine" isimli bölümünde ise bir şairin şiirinden anne babasıyla ilgili yazmış olduğu duyguyu konu almış yazar. Zaten diğer bölümlerde de hep bir kitap veya oyun konusu üzerine denemelerini kalemi almış. Pek tabii eğer bu kitapları okumadıysanız kitabı anlamak bir kat daha zor, yani benim için öyle oldu. Bahsettiği kitap ya da şiirlere vakıf olsaydım eğer çok daha kolay anlayabileceğimi düşünüyorum.
"Tatmin Üzerine" olan bölümde ise tatmin ve intikamın bir arada olduğunu, Othello üzerinden örneklerle bize anlatmış yazar. Psikolojinin ve psikanalizin dibini sıyırta sıyırta. Ve anne çocuk ilişkilerine bağlayarak farklı bakış açıları sunuyor ve kendi benliğimizin farkına vardırmaya çalışıyor.
Ve son bölüm olan Deli Rolü Üzerine" olan kısımda da yazar, tiyatro oyunlarının deliliğe çare olduğundan bahsediyor. Rol yapan deli ile gerçek deli arasındaki bağı bize anlatmaya çalışmış ve rol yapan delinin hiçbir zaman gerçek deli rolü yapamayacağını uzun uzun anlatmış. Ve bir de hiçbir delinin kendi kendine konuşamayacağı kısımları da...
"Çıkıp Gitmek Üzerine" başlıklı deneme yazısı hariç, diğerleri gerçekten ufuk açıcıydı. Bilmediğim birçok psikolojik durumu öğrenmiş oldum. Ancak çıkıp gitmek üzerine olan bölümde, her ne kadar kendilerine indirilen kitap olan İncil tahrif edilse de, Adem ile Havva'ya çok aşırı çirkin bir şiirle atıfta bulunulmuş. Yaratıcının varlığına inanıp inanmaları beni ilgilendirmez, ancak her ne kadar tahrif edilmiş olsa da, her ne kadar inanmasalar da SAYGI DUYMALARI GEREKİRDİ, diye düşünüyorum. Bir daha bu yazarı okur muyum? Belki çok küçük bir ihtimal. Kitap çok beyin yakıcıydı, anlaması kolay değildi. Aslında arka kapak yazısında buna dair ufak da olsa bir açıklama olsaydı, ne okuyacağımızı bilir ona göre kitabı okuma zamanı belirleyebilirdi okuyucu. Fakat güzel bir kapak ve merak uyandırıcı arka kapak yazısıyla, sizi kitaba çekmeyi başarmışlar. Okurken eğer içlerindeki kitaplari ve şaiirleri bilmiyorsanız anlamanız bir kat daha zorlaşıyor.