·146 syf.····Okunma: 11 Kasım 2021 20:14 "Hiçbir kitapta olmamak en iyisi
Çünkü cümleler bizi korumak istemez
Müziksiz ve sözsüz bir hayat
Ve bulutsuz bir gökyüzü tıpkı şimdiki gibi." (sayfa 135)
Latin Amerika edebiyatından çok fazla bir şey okumadım ama her okuduğumu sevdim. En çok "tanıdık" hissettirmesini seviyorum sanırım; darbeler, depremler, ekonomik benzerlikler, tüm bunların ışığında (ya da karanlığında) büyüyen nesiller derken, birçok kez "Bu biz değil miyiz ya?" derken buluyorum kendimi. Siyasi tarihimiz yüzde yüz benzer olmasa da siyasetin gölgesindeki halklar olarak o kadar benziyoruz ki aslında. Bir araya gelindiğinde muhakkak konunun siyasete gelmesi, ortamın bu sebeple gerilmesi, bir başkasına kolayca "terörist" diyebilmek, oy kullanmak ile kullanmamak arasındaki bocalayışlar, kendinden önceki nesli suçlayan, annesini babasını eleştiren insanlar...
Tabii direkt siyasetten girdim konuya ama kitap buram buram siyaset kokmuyor, aslında bir yazarın geçmişine, anılarına yaptığı yolculuğu ve bu yolculuktan artakalanlarla kitabını yazma serüvenini okuyoruz Eve Dönmenin Yolları'nda. Karakterin anılarında gezinirken bir yandan da yazdığı kitabı okuyoruz parça parça ve bu kısımları keskin bir şekilde ayırmamış yazar, bu da bence çok hoş çünkü biz yazıyormuşuz o kitabı, biz yaşamışız tüm bu anıları gibi hissettirmiş böylece. Aynı zamanda kitaptaki, yer yer değişen üslûbu da çok sevdim. Mesela çocukluk dönemlerinde daha basit bir dil kullanırken yetişkin dönemlerinde daha olgun, daha oturmuş bir dil kullanıyor. Bu da çocukkenki anılarını okurken çocuk gibi, yetişkinkenkileri okurken yetişkin gibi hissettirebiliyor bize. Şahane bir şey bu. Travmatik, acı bir şeyi anlatırken abartı ve ajitasyondan uzak, yalın bir dil kullanıyor, ki bu da başka bir başarı.
Sonuç olarak, nahif ve etkili dili ile, bana çok tanıdık gelen hisler ile ben çok sevdim Eve Dönmenin Yolları'nı. Bir de bana Çağdaş Türk Edebiyatı'ndan sevdiğim bir yazarı, sözgelimi Barış Bıçakçı veya Melisa Kesmez'i okuyormuşum gibi de hissettirdi, dediğim gibi; bir şekilde sık sık kendimi "Bu biz değil miyiz?" derken buldum, bizim topraklarımızdan çıkmışçasına sahiplendim Alejandro Zambra'yı.