Puan vermedi·228 syf.··
2021 8. kitabı
Dile karşı hassasiyeti ve birikimiyle tanınan, kendisi de bir öykücü ve eleştirmen olan Feyza Hepçilingirler edebiyat dünyamızın önemli isimlerinden biri. Daha ziyade efsaneleşen “Türkçe Off” adlı kitabı ile tanınmakta. Kırmızı Kedi yayınevinden çıkan bu eserle ise öykü yazarlarına, öykü yazmak isteyenlere ve öykü okurlarına pek çok şey anlatıyor. Usta kalemlerden genç yazarlara kadar uzanan geniş bir yelpazeden seçtiği on üç adet öyküyü büyük bir titizlikle mercek altına almış yazar. Öyküyü verdikten sonra öykünün yazarı hakkında da kısa ve öz bilgiler veriyor. Eleştirilerini oldukça yalın ve nazik bir üslupla dile getirdiği, aslında çoğunlukla da takdir ettiği gözlerden kaçmıyor. En önemlisi de farkedilmeyen, unutulan ya da okuyucusuyla bir şekilde buluşamayan fakat övgüyü son derece hak eden eski, yeni birçok öyküyü bir araya getirerek onları bizlere sunuyor/tekrar hatırlatıyor olması. Bu yönüyle bile takdire şayan bir çalışma ve çabanın ürünü bana göre. Ben en çok kirtikleriyle birlikte Sabahattin Ali’nin “Apartman” adlı öyküsünü ve Nursel Duruel’in “Geyikler, Annem ve Almanya” adlı öykülerini sevdim. Ayrıca kitabın giriş kısmında 'Öykü Hep “Zor” Kalacak' başlığı altında verdiği bilgileri de çok beğendim. O kısımda dikkatimi çeken ifadelerinden bazılarını aşağıya alıntıladım; “ Edebiyat sanatının bir dalı olarak öykü de bir duygu aktarımıdır. Ne ki öykünün yeri dardır. O duyguyu rahat rahat aktarmak için, diyelim romanın olanaklarına sahip değildir öykü. Roman yazıyorsanız ne yer sınırınız vardır ne zaman sınırınız. Döner dolaşır yeniden vurgularsınız, en etkileyici anlatımı aramak ve bulmak için bütün sayfalar sizindir. Öykü öyle mi ya? Ne yapacaksanız üç beş sayfa içinde yapmak zorundasınız. Uyandırmak istediğiniz duyguyu bir çırpıda aktarabilmeniz için öyküde söz büyücüsü olmanız gerek. Kaldı ki öykünün yarısına kadar bir duygu uyandıramamış; okuru yaratmaya çalıştığınız atmosfere sokamamışsanız öyküyü sonuna kadar okutmayı zor sağlarsınız.” “Öykü okumak niye zordur? Bir kere okur, okuyacağının öykü olduğunu bilerek başlayacaktır okumaya. Yazarın her şeyi ona hazır vermesini beklememesi gerektğinin farkında olacaktır. Okumaya başlamadan önce, kendisini yaratıcı bir serüvene hazır hissetmesi gerekir. Bilinci açık, düş gücü yerinde olacak, her satıra yoğunlaşmayı sağlayabilecek bir konumda bulunacak. Sözgelimi, yatmadan önce okunacak kitaplardan değildir öykü kitapları. Evet tek oturumluktur öykü; evet, tek solukta okunur; ama ön hazırlığını yapmamış, kendisini etkilenmeye açık konuma sokmamışsa okur, öykünün onu alıp kısa bir sürede duygudan duyguya savurmasını boşuna bekler.” “Öykü yazarının, okuru etkilemek için bütün şanslarını kullanacak kadar geniş alanı yoktur. Dar alanda okura attığı pasların okur tarafından hemen gole çevrilmesi gerekir. Dönüp yeniden deneyecek, sözü dolandıracak bir çalım daha atacak yeri de yoktur yazarın, zamanı da.
Öyküyü OkumakFeyza Hepçilingirler · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2016136 okunma
·
112 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.