10/10
·198 syf.··
Beğendi
·
2021 46. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2021 06:53
Değerlendirmek için tek cümlelik hakkım olsa "Mükemmel bir şey okudum" derdim. Su gibi akıp giden bir kitap fakat kimi cümle ve paragraflar o kadar kuvvetli ki sıklıkla dönüp yeniden okuyarak sona ulaşabildim. Yazarın başından sonuna kadar 'farkına varma' nın dayanılmaz sarsıcılığını harika anlattığını düşünüyorum. Dış dünya ya da insanlara dair 'fark etme'ler çok etkili olmayabilirken bizzat kendimizle ilgili olanlar yüzümüze bir tokat gibi çarpabilir, kabullenmesi zor olabilir ve hatta baştan aşağı hayatımızı başka bir yöne ya da boyuta kaydırabilir. Vitangelo Moscarda'nın da bir gün karısının burnundaki eğriliğe dikkatini çekmesi üzerine önce o güne değin fark etmediği fiziksel kusurlarından başlayarak 'ben aslında kimim, karşımdakinin gördüğüyle benim tasavvur ettiğim ben aynı değilse bir hiç miyim, çoksa beni gören gözler kadar fazla kişi mi barındırıyorum içimde" sorgulamalarıyla devam eden ve içinden çıkamadığı bir yüzleşmeler silsilesine dönüşen hayatının hazin gidişatı böyle bir 'farkına varma' noktasının devamı denilebilir. "..başkalarının gözünde düşündüğünüz kişi olmadığınızı hissettiğinizde ne yaparsınız?..." ne yaparız hakikaten? Moscarda'nın dediği gibi yanlış anlaşıldığımızı, kendimizi doğru ifade edemediğimizi söyler işin içinden çıkarız herhalde. Moscarda'nın içinde bulunduğu durum bundan çok daha derin bir mesele barındırıyor gerçi. " Hayatın içinde bir adam, herhangi bir adam olduğuma inanıyordum; günübirlik yaşayan kafası serseri düşüncelerle dolu aylağın önde gideni olduğuma... herhangi bir adam olabileceğime dair inancımın -diğer bir deyişle aylaklığımın - bana ait olduğunu düşünedurayım başkalarına göre hiç benim falan değildi. Bana babam tarafından verilmişti..." Daha kendine göre 'ben' e karşı başkalarının gözünde 'ben' çıkmazından çıkamamışken 'ben'deki ben' ne kadar benim düşünce ya da bizzat kendimin atfettiği imgelerden oluşuyor, ne kadarı rızam dışında içime nüfuz etmiş? Tıpkı bedenimi kendim yaratmadığım gibi o bedene yerleştirdiğimi sandığım 'ben' de mi aslında başkalarının ürünü? " diye diye sonu gelmeyen, cevabı bulunmayan onlarca soru da cabası! (Alın size 'kafamda deli sorular' ın mükemmel örneği :) 'Kişilik bölünmesi'nin mükemmel örneği diyor arka kapakta ama tıbbi/bilimsel bir ad koyacak bir yetkinliğim olmadığından daha gündelik ve popüler bir tabirle 'tertemiz delirme' böyle oluyor demek ki dedirtti bana. Kurt Vonnegut'un Mezbaha 5 kitabında tamamen farklı etmenlerden kaynaklı böyle bir 'delirme' süreci okumuş onu da çok beğenmiştim. Gerçekten 'fark etme' ye başlama noktasından serüvenini sonlandırdığı yere kadarki geçen süreci harika anlatmış.
Biri, Hiçbiri, BinlercesiLuigi Pirandello · Aylak Adam Yayınları · 20185,7bin okunma
65 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.