Puan vermedi·196 syf.··Beğendi
···Okunma: 15 Kasım 2021 13:35 Attila İlhan'ın şiirlerini, şiir kitaplarını oluşturan damarlardan
biri de, bu toplum cu düşünce-estetik bileşiminin aranmasıyla oluşuyor.
Bu anlayışa şair, 1 9 4 5 -5 5 yılları arasında ikinci kitabı Sisler Bulvarı’nı oluşturacak şiirleri yazarken varmıştır. Cinayet Saati, Emperyal Oteli, Pia, Sisler Bulvarı gibi hem şairin okuyucu gözünde imajını belirleyecek, hem de popüler olmasını sağ
layacak kalıcı şiirler vardır bu kitapta. Bence, ilk kitabı Duvar’la tanınm ıştır ama Sisler Bulvarı’yla
esas ününe ulaşmıştır.
Attilâ İlhan’ın şiir dünyasını değiştiren bu Fransız şairlerinin, aynı zam anda hemen hemen aynı
yıllarda ortaya çıkacak olan İkinci Yeni şairlerini de etkilediğini belirtmeliyim . Bu şairlerin, yineSisler Bulvarında yer alan birçok şiirden de etkilendiğini biliyoruz. “H aliç’te bir vapuru vurdular
dört kişi / demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu”
türünden dizelerin İkinci Yeni’ye hiç de uzak olmadığını belirtmeye gerek yok. Ama Attilâ İlhan
belki de bu yakınlıktan rahatsız olduğu için İkinci Yeni’ye en sert tavrı koyan şairlerden biri olmuş, yine de toplum cu çevrelerce bireyci şair olmakla suçlanmaktan kurtulamamış, uzun süre onlarla da tartışm alara girmiştir. O nlara “inek toplum cusu” demesinin nedeni de, 40 kuşağı şairlerinin bu aymazlıklarıdır. Attilâ İlhan, “gerçek toplumsal şiir bileşimine, Doğu ve Batı klasiklerine olduğu kadar, çağdaşlarına da uzanan köklü bir
kültür özümsenmesinden sonra ancak ulaşabileceğini, büsbütün bulmuş çıkarmıştı” . Doğal olarak
onlarla bir ortak nokta bulması mümkün değildi.
Taban tabana zıt bir konuma gelmişlerdi.
Attila İlhan, Yağmur Kaçağı'nda yer alan şiirleri yazarken ki ruh halini şöyle anlatır: Önceleri baudelaire, rimbaud, verlaine! geç efendim geç, edebiyatın kanlı basurlarıdır onlar. derdim ama sonra fikrim değişti. Paris'e ilk gelişimde, yarı yarıya politika hayatımda daha ağır bastığından, yarıdan fazla da fransızcaının yetersizliğinden, şiir konularına pek el sürememiş, jdanov'dan kapma 'inek toplumculuğu'mu sürdürmüştüm. ama bu sefer? daha plekhanov'u sökmeye başlar başlamaz, toplumcu bir sanatın, hiç de bize öğretildiği gibi olmaması gerektiğini sezmiştim ama, marc aracılığıyla troçkistlerden, magda aracılığıyla anarşistlerden, bir de tabii kendi başıma okuduklarımdan, gerçek toplumsal şiir bileşimine, doğu ve batı klasiklerine olduğu kadar, çağdaşlarına da uzanan köklü bir kültür özümlenmesinden sonra ancak ulaşılabileceğini, büsbütün bulmuş çıkarmıştım. kitaplığımda hala sakladığım racine, comeille vs. de, baudelaire, verlaine, rimbaud, apollinaire, cendrars vs. de, hep o tarihleri taşırlar. işte biri, seine kitapçılarından almışım: françois villon ve charles d'orlean'ın şiirleri 1 6 ocak 1952, paris.