Puan vermedi·736 syf.····Okunma: 15 Kasım 2021 22:31 14. yy İtalya'sında din ve bilim arasındaki çatışmayı ve Ortaçağ hristiyan tarihini manastırda işlenen seri cinayetler üzerinden betimleyen ve Melkli Adso isimli çömez bir rahibin ağzından anlatan bir roman, Gülün adı. Kitabın ismi yazarın "hemen hemen rastgele geldi aklıma" dediği bir isim olmuş. Umberto Eco: "Çünkü gül öylesine anlam yüklü simgesel bir nesnedir ki neredeyse artık hiçbir anlamı yoktur. Okuyucu haklı olarak, allak bullak oluyor bir yorum yapamıyor, kitabın sonuna varmış kim bilir hangi başka seçimleri çoktan yapmış oluyordu. Bir kitabın adı fikirleri karıştırmalı, onları biraraya toplayıp düzene sokmamalıdır." Diyor kitabın ismi hakkındaki düşüncelerinde. Açıkçası sunuş kısmında yazarın düşüncelerini okumamış olsaydım ben de bu tarz sanılara kapılabilirdim. İsmiyle anlatı arasındaki bağlantı sembollere atfettiğimiz anlam üzerinden kurulabilir yalnızca. Nitekim güzel de bir ismi var. Klasik polisiye romanlardan farklı. Ortaçağ Hristiyanlik tarihi üzerine bir okuma yaptıktan sonra okunmasi belki anlaşılmasını biraz daha kolaylaştırabilir. Çok fazla dinsel tabir ve latince ifadeler var. Bu durumda kitapların ancak başka kitaplardan söz ettiğini ve her öykünün daha önce anlatılmış bir öyküyü anlattığı savını destekliyormuş gibi. İmparator ve papa, kilise bağnazlıkları, mezhep çatışmaları, felsefi konular roman içinde karakterler üzerine ustaca kurgulanmış. Cinayeti işleyeni merak ettirmekten ziyade tüm bu süreç neden yaşandı ve nereye bağlanacak? Sorusunu daha çok sordurduğunu söyleyebilirim kendi adıma. Okuduğum için mutluyum ama ortaçağ tarihi bilgimi artiracak okumalara daha çok teşvik ettigini söylebilirim. Herkese iyi okumalar.