Puan vermedi·100 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Kasım 2021 13:55 Evrene dair çözemediğimiz
pek çok gizem var fakat
bunların arasında bir tanesi
çok farklı bir yere sahip:
Evrende yalnız mıyız? Bu
soruya felsefi düşünce
deneyleriyle yanıt vermek zor değil. Nitekim
şu ana kadar bu konuda pek çok şey yazıldı,
çizildi. İnsanlık neredeyse varoluşundan
beri sürekli olarak kozmostaki yerini
sorguluyor. Yapılan araştırmalarda henüz
başka bir medeniyete dair herhangi bir ize
rastlamadığımız için tüm varsayımlarımızı
evrende yalnız olduğumuzu düşünerek
yaptık. Tüm kitaplarımızı buna göre
yazdık, okuduk. Diğer yandan mevcut
durumu değiştirebilecek önemli gelişmeler
söz konusu. Güneş sistemi içindeki su
barındıran uydulara yolladığımız sondaların
yapacağı araştırmaların sonucunda, akıllı
yaşam şöyle dursun mikrobiyal yaşam bile
bulunursa çok ciddi bir paradigma kayması
yaşanabilir ve bilimle alakalı olsun ya da
olmasın milyonlarca kitap baştan yazılabilir.
Peki uzaktan yapılabilecek gözlemlerle
ötegezegenlerde yaşam aranabilir mi? Aslında
hem evet hem de hayır. Sorun şu ki mevcut
teknolojimiz bu tür bir araştırma için pek
de yeterli değil. Hele ki en yakınımızdaki
ötegezegenin 4,24 ışıkyılı ötedeki Proxima
Centauri b olduğu düşünülürse. Diğer yandan
sürekli gelişen teknoloji bize çok hassas
bilimsel enstrümanlar üretebilme olanağı
sunuyor ve bu durumun gelecekte bize ne
tür bilgiler sağlayacağını kim bilebilir?
Fakat ötegezegenlere karşı tamamen kör
değiliz. Şu anda 870,8 ışıkyılı uzaklıktaki
bir ötegezegen olan WASP-127 b’nin bulutları
olduğunu (göremesek de farklı teknikler
kullanarak) belirleyebiliyoruz hatta
bu bulutların yüksekliği hakkında bile
tahminlerde bulunabiliyoruz. Yaşamın yapı
taşlarını belirleme konusunda önemli bir yol
kat ettik ve bu bileşenlerin evrenin başka
bir noktasında olmaması için bir sebep yok.
Önümüzdeki 5 yıl içinde bu konuda devrim
niteliğinde gelişmelere şahit olabiliriz.