Anlatıldığına göre Zekeriyya (a.s) bir gün Yahudilerden kaçar, onlar da ardına düşerler. İz sürücüler kendisine yaklaşınca kalın dallı bir ağaç görür. “Ey ağaç yarıl da beni içine al!” diye yalvarır. Bu sırada açılan ağaç Hz. Zekeriyya’yı gövdesine aldıktan sonra tekrar kapanır. Derken İblis ortaya çıkar, iz sürücüleri iri gövdeli ağacın yanına getirir, bir testere ile ağacı keserek Hz. Zekeriyya’nın ölmesini sağlamalarını söyledi. Onlar da İblis’in dediği gibi yaparlar. Hz. Zekeriya (a.s) Allah’a değil, ağaca sığındığı için bu yanlış tutum, helâkine yol açar ve testereyle ikiye bölünür.Nitekim Peygamberimizden (s.a.v) gelen bir rivâyette; Ulu Allah (c.c) şöyle buyurur; “Başına bir belâ geldiği zaman bana sığınan kulun, daha o hiçbir istekte bulunmadan, dileğini yerine getirir ve daha yalvarmadan duasını kabul ederim. Buna karşılık başına bir belâ geldiği zaman bana değil de varlıklardan birine sığınan kulun yüzüne bütün gökyüzü kapılarını kilitlerim.” (Hikâyeye devam edelim); Testerenin dişleri beynine geçince Hz. Zekeriyya (a.s) feryadı koparır. Bunun üzerine kendisine şöyle seslenilir; - Ey Zekeriyya! Allah sana şöyle buyuruyor; Niye belâya sabretmiyorsun da “Ah!” diyorsun. Eğer bu sözü ikinci sefer tekrar edersen adını peygamberler defterinden silerim.” Bu ağır ihtar üzerine Hz. Zekeriyya ağzından hiçbir feryat ifadesi kaçmasın diye dudaklarını ısırır, iki parçaya biçilinceye kadar sabreder.