Puan vermedi·112 syf.····Okunma: 05 Ocak 2020 23:56 Kitap 110 sayfalık bir kitap hacim olarak az görünse de sindirilerek ve öncesinde belli bir ön çalışma yapılarak okunması gereken bir kitap.
Albert Camus varoluşçuluğunun çok önemli bir kavramı olan "Saçma" kavramı merkezli yazılan bu eserin amacı, kişilerin topluma, kendine; ölümü bile kabul edebilecek kadar hayata, kısacası tüm varoluşa nasıl yabancılaştığını kitabın gamsız ana karakteri Meursault aracılığıyla aktarmaktır.
Kitabın "Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum" adlı giriş cümlesi ayrıca Meursault'un annesinin cenazesi karşısında gösterdiği soğukkanlı ve aymaz tavırları, hikayenin ne denli çarpıcı bir hikaye olacağının habercisidir.
Marie adlı kız arkadaşıyla sahilde gezerken çıkan tartışma sonucu yanlışlıkla bir Arap'ı öldürmesinin akabinde başlayan mahkeme süreci ve mahkemedeki rahat tavırları ve karakterin yaşadığı iç hesaplaşmalar kitabın ilgi çekici bölümüdür.
Kitapta mahkeme sırasında Meursault'un "Bu işin benim dışımda görülüyor gibi bir hali vardı. Her şey, ben karıştırılmaksızın olup bitiyordu, kaderim bana sorulmadan tayin oluyordu... İyi düşününce söylenecek bir şeyim olmadığını anlamaktaydım. Kendi kendimi seyrediyormuş gibi bir hisse kapıldım." cümlesi bize yabancılaşmayı ve kitabı tek cümlede özetleyor belki de.
Mahkemeden çıkan ölüm cezası kararı sonucu söylenen "Herkes bilir ki, hayat yaşamak zahmetine değmeyen bir şeydir, aslında 30 ya da 70 yaşında ölmenin önemli olmadığını bilmez değilim, çünkü her iki halde de gayet doğal olarak başka erkekler ve kadınlar yine yaşayacaklar ve bu binlerce yıl devam edecektir... İnsan madem ölecekti, bunun nasıl ve ne zaman olacağının hiçbir önemi yoktur." sözleri yazarın nihilist düşüncelerini karaktere söyletmesinden başka bir şey değildir.
Kitap baştan sona yaşamın manasızlığı, düşünmenin yoruculuğu ve bezdirici dünya halleri sebebiyle ölümü bile rahatlıkla kabul eden insanı anlatır. Sarsıcı ve sorgulatıcı bir kitap dikkatli olun.. :)