Puan vermedi·207 syf.····Okunma: 19 Kasım 2021 20:13 “Kitapları Kurtaran Kedi” hiç araştırma yapmadan isim ve kapak etkisiyle satın aldığım nadir kitaplardan olmuştu.Bir süre beklettikten sonra kitabı nihayet okuyup bitirdim.Yazar Sosuke Natsukawa ile tanıştığım ilk kitap oldu.Kitabımız içine kapanık kendi halinde bir lise öğrencisi olan Rintaro Natsuki’nin beraber yaşadığı ve çok sevdiği dedesini kaybetmesiyle başlıyor.Zaten oldukça içine kapanık olan Rintoro dedesinin ani kaybıyla hayatla olan tüm bağlantısını koparıyor.Dedesi, eski kitapları az sayıda okura ulaştırdığı mütevazı bir sahaf dükkanına sahip.Rintaro, burada kitapların içinde büyüdüğünden kitap okumayı ve onların kurgu dünyasına dalmayı çok seviyor.Ancak dedesinin ölümüyle burayı terk edip halasının yanına taşınması gerekiyor.Her şeyi bırakıp gitmesine ramak kala o küçük kitapçıda esrarengiz bir olay meydana geliyor.Aniden kitap dükkanının ortasında bir Tekir kedi beliriveriyor ve bu kedi kitapların tehlikede olduğunu ve bu konuda Rintaro’dan yardım istediğini söylüyor .Sonunda Rintaro’yu ikna ediyor ve böylece 4 labirentten oluşan kitap kurtarma operasyonu başlıyor.Her labirentte kitaplara bir yönden zarar veren birkaç kişi ile karşılaşan Rintaro bir şekilde onları bu davranışlardan vazgeçmeleri için ikna etmeye çalışıyor.Kitabın en etkileyici bölümleri labirentler içinde kitaplara zarar veren kişiler ile Rintaro’nun kitaplarla ile ilgili karşıt görüşleri tartışma bölümleriydi.Bu bölümler dışında romanın kurgusunu basit bulduğumu söyleyebilirim.Kitaplar ve okuma algısında oluşan değişimler, modern okurun okuma sorunları,okumanın amacı ve teknikleri gibi konulara değinen bu bölümler çok güzel olsa da kurguya tam olarak yedirilemediğini düşünüyorum.Bu yüzden 10 üzerinden 6 verebileceğim bir roman olduğunu söyleyebilirim.
İçeriğe dönersek bu labirent yolculukları aslında Rintaro’nun kendisini bulmasını sağlıyor.Kitabevini bırakmamaya karar veriyor, okul arkadaşı Sayo’nun aşkına karşılık veriyor ve hayata yeniden tutunuyor.Bu yolculuk, Rintaro’ya kendi benliğini buldurduğu gibi kitapların gizemini çözmeye çalışan labirentin en sonundaki esrarengiz kadının da bu gizemi çözmesine yardım ediyor.
Yazar aslında kitaplarla ilgili keskin sınırlarını çizerek kitapların kırpılıp özetlenmesini, çok satma kaygısı ile içi boş ve kolay okunan kitapların popüler yapılmasını, büyük şaheserlere itibar edilmemesini, okumaya yeterli zamanın ayrılmamasını ve daha pek çok şeyi eleştiriyor.Günümüz okuruna bakınca yazarın eleştirilerine katılmamak mümkün değil.Umarım kitapları kurtaran kedimiz okurlara da bir el atar da daha nitelikli eserler seçip okumamızda bize yardımcı olur.Herkese iyi okumalar.