“Düşünün…Çünkü henüz yasaklanmadı”
Üçüncü dünya savaşı sonrasında dünya Okyanusya, Avrasya ve Doğu Asya olarak üçe bölünmüştür. Despot lider Big Brother' in yönettiği Okyanusya ülkesinde her hareketleri izlenerek toplum baskı ile sindirilmiş. Her evde bulunması zorunlu olan tele ekran ile özel hayata dair hiçbir özgürlük kalmamış. Bu tele ekranlar sayesinde parti propaganda yapıyor, insanları gözetim altında tutarak onları istediği gibi yönlendiriyor. Kitapta en çok dikkat çekilen durumlardan birinin dilin sürekli sadeleştirilmeye çalışılması ve tarihi gerçeklerin üstü kapatılarak sürekli çarpıtılması olduğunu düşünüyorum.. Gerçeklik duygusu partinin “çiftdüşün” olarak adlandırdığı bir düşünce biçimi ile manipüle edilmektedir. Çiftdüşün, iki çelişik düşünceyi zihinde aynı anda bulundurabilmek, ikisini de kabullenmek anlamındadır. Sorgulamak, düşünmek, aşık olmak, yakın arkadaşlık kurmak...sistemin istemediği ve sisteme zarar verecek her türlü duygu ve düşünce yasak. Kurallara uymayan ya da sorgulayarak bir şeyleri anlamaya çalışan herkes “düşünce polisi” tarafından yakalanmakta.. Okyanusya sevginin olmadığı kendi anne, babasını Düşünce Polisine şikayet eden çocukların ülkesi haline gelmiştir. İnsanların robotlaştırıldığı bu ruhsuz ve totaliter rejime karşı olan Winston Smith' in aşkını ve isyanını anlatan olağanüstü bir eser.
Özetlemek gerekirse; 1984 kitabı diktatörlüğü ve iktidarın kendi çıkarları için yapabileceklerini acı bir şekilde ortaya koymakta. Kitapta bahsedilen kontrol mekanizmaları günümüzde gerçekleşmiş durumda. Gelişen teknoloji yüzünden cep telefonları aracılığıyla kişiler izlenip dinlenebiliyor. Ayrıca Twitter, Facebook, Instagram, imzalanan kampanyalar, ve mobesalar vasıtasıyla gözetlendiğini bilen toplumun hipnoz edilmesine sebep oluyor. George Orwell, bu kitabında ütopik ve kurgusal bir dünya kurmuş gibi görünse de şu an yaşadığımız dünya düzeni öngörmüş. Okurken istemsiz bir şekilde yaşadığımız dönem gözlerimizin önüne gelmekte..
#alıntı
"İnsan ardında tek bir iz bile, bir kağıt parçasına karalanmış tek bir adsız sözcük bile bırakamadıktan sonra, geleceğe nasıl seslenebilirdi?.."
"Aslında hiçbir şey yasadışı değildi, çünkü artık yasa diye bir şey yoktu."
“Hiçbir yararı olmayacağını bile bile insan kalmanın çok önemli olduğunu düşünüyorsan, onları yendin demektir.”
“Bilinçleninceye kadar asla başkaldırmayacaklar, ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemezler.”