·1025 syf.····Okunma: 24 Kasım 2021 02:06 Dostoyevski'nin son eseri, başyapıtı Karamazov Kardeşler.. Okuduğum en yoğun kitaplardan birisi, belki de en yoğunu. Sayfa sayısı gözünüzü korkutmasın. Bir süre sonra kontrol etmediğinizi fark edeceksiniz.
Bir baba ve birbirlerinden çok farklı karakterlere ve hayatlara sahip ama hemen hemen aynı çocukluğu yaşamaya mecbur kalmış ( bırakılmış) dört kardeş. Kısaca baba Fyodor Pavloviç Karamazov'dan bahsetmek gerekirse, kitabın ilerleyen bölümlerinde de göreceğiniz gibi, gerçekten ''baba'' diyebileceğimiz bir karakter değil maalesef ki. İyi aile babası olmak dışında bütün olumsuz özelliklerin hepsine sahip bir baba profili. Kadın düşkünü, şehvet düşkünü, alkol düşküsünü... 2 evlilik yapmış; ilk evliliğinden Dmitri Fyodoroviç Karamazov; ikinci evliliğinden ise İvan ve Aleksey Fyodoroviç Karamazov adında üç meşru çocuk. Pavel Smerdyakov ise gayrimeşru çocuk.
Bizim çok güzel ve bu duruma çok uygun bir atasözümüz var. Beş parmağın beşi bir olmaz. Karamazov Kardeşler için de durum kesinlikle bundan ibaret.
Bu kardeşlerin her birinde Fyodor Pavloviç'ten bir parça görmek mümkün olsa da birbirlerine benzemekten çok uzak olan dört kardeşten söz ediyoruz. Kardeşler hakkında çok detay vermek doğru olmaz. Onları en iyi hikayelerinden öğrenmelisiniz. Benim için böyle olmuştu. Size verebileceğim tavsiyelerden birisi de budur zaten. Her kardeşin birbirinden farklı olması ama kimi zaman farkında olarak kimi zaman ise bilinçsizce birbirine bu kadar bağlı hayat sürmeleri, bu serüvenin en etkileyeci kısımlarından.
Kitap temelde hepimizin zaman zaman düşündüğü pek çok soruya cevap vermeye çalışmış. Cevapları sizi memnun eder mi bilemem ama bazı bölümler var ki okurken '' ben ne okuyorum?'' diyorsunuz. Her bölüm için değil elbette ama özellikle İvan Fyodoroviç Karamazov beni en çok etkileyen karakter oldu. Gerek babasıyla, kardeşleriyle, aşkıyla verdiği savaş, gerekse kendisiyle hatta sadece kendisiyle verdiği savaş... Büyük Engizisyoncu, Şeytan...
Kitap kesinlikle bir başyapıt niteliğinde. Özellikle birbirini destekleyen bölümlerden ziyade birbirinin antitezi niteliğinde olan bölümler sanki iki farklı insanın fikirlerini dinliyormuşsunuz gibi hissetmenize sebep olacak. Zaten Dostoyevski kaleminin belki de en kilit noktalarından birisi değil midir bu?
Tolstoy, Karamazov Kardeşler hakkında en sevdiği kitap olduğunu söyler ve diyalogların gerçeği yansıtmaktan uzak olduğunu belirtir. Sanırım kitap boyunca beni de zaman zaman düşündüren konu, diyalogların bazen uzun ve birbirinin tekrarı niteliğinde oluşuydu. Bazı konuşmalar gerçekten de günlük hayatta karşımıza çıkması çok da mümkün olmayan seviyededir. Ama bu, kitabı başyapıt olmaktan bir adım bile uzaklaştıracak nitelikte bir eleştiri değil, en azından benim için.
Uzun lafın kısası değerli okurlar, kesinlikle okuyun. Mümkünse okutun. Yatırım olur, ders olur, yol olur, aydınlanma olur. İyi okumalar dilerim.
Not: Kitabı mümkün olan en kısa süre zarfında okumanızı tavsiye ederim. Ben 23 günlük bir sürede okudum fakat siz mümkünse 15 günü geçirmemeye çalışın. Süre uzadıkça verim azalıyor maalesef.