Sabırsızlıkla okumayı beklediğim kitaplardan biriydi. Toplumsal sorunların yanı sıra evrensel konulara da değinen Livaneli konuşturmuş kalemini, kalbe dokunan gerçekleri usulca ifade etmiş #balıkçıveoğlu nda.
Ege’nin iyot kokuları arasında geçen hikaye Deniz’i kaybetme, Deniz’i bulma çerçevesinde ilerlerken Anadolu’mun cânım insanlarının insaniyetlerini, sevgilerini işlemiş usta.
Mültecilerin iç sızlatan hikayelerini okurken kendinizi onların yerine koymaktan alamadığınız satırlarda gezindiğinizde boğazınız düğümlenecek...
Sadece bu değil elbet...
Doğal güzelliklerin talan edilmesini de seyredeceğiniz bir perde sunmuş okura sevgili Livaneli...
Kadının gücüne, ailedeki esas yerine, aşka, sevgiye, acının en tarifsizine de dokunmuş...
Keşke insanlar da yunuslar kadar iyi olsaydı.
Deniz ekmek kapısı, deniz hayat, deniz sevgili, deniz zalim, deniz suskun, deniz sevecen, deniz öfkeli.
Kaçmak için yapıyorsun, dedi. Çözemediğin bir sorun olunca öyle yaparsın zaten. Ya uyursun ya kaçarsın.
Kadın kadını anladı, kadın kadını hissetti, kadın kadını sezdi.
Kısmet işte, kısmetten öte yol yok.
Balıkçı ve oğlu da bir solukta okunan, okudukça düşündüren kitaplardandı. Ve yine çok güzeldi. Bütün Livaneli kitaplarında olduğu gibi Balıkçı ve Oğlunu da şiddetle tavsiye ederim.
Keyifli okumalar..