Uzun bir aradan sonra arkadaşımın romanı ile geldim. Hemen analize başlayayım :
Kitabın adının neden 1. Tekil olduğunu okudukça anlıyorsunuz.. Çünkü “ben” var içinde. Hele seksenlerin ilk yıllarında doğanlar için çok tanıdık. Okurken “Aa bu ne kadar yakın bana, bu benim de başıma geldi, o öğretmen benim öğretmenim, o anne benimki…” diyor insan. Öyle samimi, öyle içten, öyle biz. Pardon “ben”. Su gibi akıp gidiyor. Hele ki Ankara’nın yollarını bir tarif edişi var, resmen izliyorsunuz orada. Ankara’yı bilenler ne demek istediğimi anlayacaktır…Bununla birlikte küçükken yaşadığımız kaygılar, kavramları bilmeyişimiz, bocalayışımız, küçük bedenlerimizle bir şeylerin yanlış olduğu anlamamız ama bir şey yapmaktaki tedirginliğimiz ustaca verilmiş romanda. Ustaca diyorum hem de bir ilk roman olduğunu bildiğim halde… Bir insanın yaşam yolculuğunda hem Maria Puder hem de Raif Efendi olabilmesi de çok etkileyici… Hiç mi eksiği yok illa ki vardır ama arkadaşıma kıyamıyorum. Şaka bir yana sanırım ben daha fazla betimleme isterdim, o da benim bir okuyucu olarak tercihim olurdu sadece…
Okuyucusu bol, serüveni uzun olsun Zeynep Çamlı