.
..... , bilmem ki ne sebeple gaipten gelen şöyle bir ses kulaklarımda yankılanırdı:
“Yüksel! Çünkü senin yerin bu yer değildir. Bu dünyaya bitki gibi gelmek, yine bitki gibi gitmek asla bir hüner, bir iş değildir. (Sf.128)
Fakat uzaklardan gelen o uyarıcı ses, durup dinlenmeksizin sürekli tekrar ediyordu:
“Yüksel ki insanlığın boyunun uzunluğu kadar olmasın. Dünyada elinden hiçbir şey gelmez. Basit bir insan olarak kalma.” (Sf.129)
O uzaklardan gelen ses durmuyor. Beni daha yükseklere doğru uçurmak istercesine hıçkırıyordu:
“Yüksel! Üç buçuk satır ilminle yetinme! Çalışıp daha fazla yükselmek istersen Allah seni elbette kültürlü, daha hünerli bir insan yapacaktır.” (Sf.129-130)
Ama gaipten gelen ses, beni adeta azarlıyor gibi yine devam ediyor ve gönlümü kederlendiriyordu:
“Yüksel ki bu dünya sefalet ve alçaklıklarla doludur. Bu kadar alçak bir dünyaya rağbet göstermek, delilikten başka bir şey değildir.” (Sf.130)
Fakat ne yazık ki o uzaklardan gelen ses sürekli kulaklarımı dolduruyor ve şöyle diyordu:
“Yüksel ki bulunduğun mevkilerden daha yüksek mevkiler de vardır. İnsanlığın da doyulmaz ayrı zevkleri vardır.” (Sf.131)
Lakin ne gariptir ki ben bu durumdayken bile o gaipten gelen ses hâlâ susmuyor, kulaklarımda çınlıyordu:
“Tasa etme! Yine yükselmeye bak. Bu da Tanrı’nın başka bir cilvesidir. Sakın sebebini sormaya kalkışma. Hata edersin.” (Sf.131)
....”Yüksel!” ne demek? Gaiplerden gelen o ses senin sesindir. Gönlüm bana öyle söyledi. Artık yükselmek değil, yaşamaya bile gücüm kalmadı. Derdime bir çare varsa onu da sen ara, bul!” (Sf.132)
.
Sayfa 128 - Mühür Kitaplığı, 1.Basım; Nisan 2017