Geçmesin geri gelen o mektubun yarası, Selim Pusat sorgusu,bir mektebin sırası,
Puan vermedi·308 syf.··
2021 19. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2021 22:56
Selamm.Vaktiyle bir Atsız varmış derlerse ne hoş anılmakla hangi ruh olmaz ki sarhoş.Evvvett.Bugün ki yazarım.Hüseyin Nihal Atsız.1905 yılında Kadıköy İstanbul' da doğdu.Babası binbaşıydı.Annesi Fatma Zehra.İlk ve orta öğrenimini Kadıköy'de tamamladı.Daha sonrasında Askeri Tıbbiye'ye gitti.İşte bu dönemde Türküçülük akımının etkisine girmeye başladı.Arap asıllı Teğmene selam vermediği için de Askeri Tıbbiye'den 1925 yılında atıldı.Atıldıktan sonra Kabataş Erkek Lisesinde yardımcı öğretmen olarak çalışmaya başladı.daha sonra şehir hatları vapurunda katiplik yaptı. 1926 yılında İstanbul Darülfünun Edebiyat bölümüne kayıt yapti ama bir hafta sonra askerliğini yapmak için ara verdi.Askerlikten sonra üniversitesine devam etti.Bu arada bir arkadaşı ile bir makale yazdı.1930 da mezun oldu.Yazdığı makale ile öğretmeni Mehmet Fuad Köprülü'nün dikkatini çekti.Köprülü, Atsızın Yüksek Muallim Mektebi’ni de bitirdiği için liselerde yapması zorunlu olan mecburi hizmetlerden muaf tutulması için elinden geleni yaptı.Ve 1931 de asistan olarak yanına aldı Atsız'ı .1933 te asistanlıktan uzaklaştırıldı.Dönemin başbakanı Şükrü Saraçoğlu'na dergisinde yayımladığı açık mektupta çağrı yaptı.Milli eğitim bakanı Hasan Ali Yücel 'in istifasını istedi.Sabahattin Ali'nin narsist bir hareket içinde olduğunu söyledi ve vatan haini ithamlarında bulundu.Bunun üzerine Sabahattin Ali Atsız'a hakaret davası açtı ve Atsız 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.Nice bir çok olaydan sonra 1975 kurban bayramı arifesinde de geçirdiği kalp krizi nedeniyle vefat etti. Gördüğümüz üzere Abdülhamid devri iktidarı, İttihat ve Terakki dönemi Cumhuriyetin kuruluşu ,tek parti iktidarı,çok partili hayata geçiş,27 Mayıs ve 12 Mart'ı bizzat yaşamış tanınmış tarihçi,yazar,şair ve bir Türkologdur Atsız.Ziya Gökalpten sonra Cumhuriyet dönemi Türkçülüğün önderi ve Turancı- Türkçü milliyetçiligin en büyük temsilcisi. aktivist mücadeleci bir ruh "Saf ve katışıksız bir Türk milleti.Bir millet içinde Türk kanından olmayanların Türkleşmiş olanların yeri yoktur"düşünceleri ve bir "zenci Türkçe öğrense Türk mü olacak. Türk toprağında yaşama hakkı sadece Türkün olmalıdır" şeklinde ırka öncelik veren kanaatleri vardı. Hırçın bir kalem düşleri ve düşünceleri uğruna akdamik kariyeri , özgürlüğü ,özel hayatı dahil gözden çıkaramayacağı hiçbir şeyi olmayan bir RUH ADAM'ın siyasi olaylarla boy gösteren bir kişinin edebi kişiliğine ve kalemine bakalım biraz. Kitap iki farklı olay örgüsü üzerinde kurgulanmıştır.Uygurr masalı ve asıl olay.Temelde ikisi tenasüh akidesi sebebiyle birbirinin üzerine inşa edilmiş bir nevi.Eski rejim taraftarı idealist bir yüzbaşı Selim Pusat'ın( Atsız kimi yazılarında Selim Pusat takma adını kullanmıştır.) Cumhuriyet rejimine karşı krallığı savunduğu için hapis cezasına çarptırılır yakın arkadaşi Şeref ile birlikte. Bu olayla beraber tüm dünyası başına yıkılır.Hayatinda askerlikten başka bir şey düşünmemiş olan Selim bir de üstüne vatan haini muamelesi görür.3 yıl süren tutukluluk durumunun bitmesi ile serbest kalırlar. Şeref'in gidecek hiç bir yeri yoktur hayattında sadece askerliği var olmuştur bu yüzden çıktıktan sonra intihar eder.Selim bu olayında yaşanması üzerine tam anlami ile bir bunalıma girer. Edebiyat öğretmeni olan eşi Ayşe Pusat ve oğlu tosun onun hayata tutunma nedenidir.Yaşayan bir ruhtur artık.Ayşe eşinin bu durumuna üzülmektedir onu normal hayata döndürmek için elinden geleni yapar.Ve kaderin cilvesi Selim Ayşe'nin öğrencisi Güntülüye aşık olur( geri gelen mektup olayı ve şiiri burda da geçmektedir) ama Güntülü onu reddeder.Romanin sonunda Selim esrarengiz bir şekilde kaybolur. Kitap genel anlamda bir aşk romanı.Tabi fantastik unsurlarda var özellikle Yek'in belirmesiyle başlıyor bu fantastik unsurlar.Yek doğaüstü bir varlık kötü bir ruhtur kim bilir belki de İçimizdeki Şeytanın Atsız kalemimyle oluşan bir tezahürüdür. .Gerek Güntülüye duyulan aşk ve ruhsal bunalimlar, gerek aşk- saygı ikilemi arasında git gel yaşanan prenses Leyla , halüsinasyon sahneleri,şiirlerin romana montajı, inançsız olan karakterimizin din ile ilgili şeyleri muhakemesi,mahşer sahnesi ve yasak aşk hükmü tüm bunlarla kitabı doruğa taşıdi yazar. Kitabin başındaki Burkay'ın Açığma Kün'e aşık olması kilimbi(şeytanların akıllısı) ve madar( şeytanların başı)dan sevdiği kızı ona vermeleri için yardım istemesi ve bunu üzerine karısını ejderler kağani Narantaya kurban vermesi üzerine karısının" iyiliğe kemlik ettin ,Tanrı seni bedbaht etsin kıyamete kadar DÜNYAYA HER GELİŞİNDE RUHUN IZDIRAP İÇİNDE ÇALKALANSIN."bedduasını tanrının kabul etmesi .sevdiğine kavuşan Burkayın sevdiği kişiden bir kere bile seni seviyorum lafını duymaması ve öldükten sonra dahi "ızdırap çekiyorum sende beni seviyor musun ?"diye dolanması.. acı çeken ruhun kitap sonunda Ülker'e kadar hala ızdırap içinde olması.... o ruhun çeşitli şekillerle dünyaya geldiğini ve asıl olaydaki karakterlede bağıntısi olduğunu izlenimi uyandırdı bende. Mutlak seveceksin bundan kaçamazsin dizesiyle aşkın sanki kaçınılmaz bir kader olduğunu tasdikliyor yazar.Ve son olarak ellerimizde koskoca insan aşkının sevabı ve günahıyla çözülemeyen kompleks bir bütün olduğu gerçeği kalıyor sadece.Ha birde düşüncesi ne olursa olsun siyasi kişiliklerin de güzel şeyler yazabileceği :D Kitapla kalın. youtu.be/KKZqiEHORb0
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201934bin okunma
·
327 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.