·357 syf.····Okunma: 03 Aralık 2021 00:00 Spoiler içerir..!
"Hissizleşmeye başladığımı üzülerek fark ettim.
Artık bir savaşta anlamsızca hayatını yitiren bir insan için samimi olarak eskisi kadar üzülemiyorum."
Modern Klasik tadında fakat daha çok klasik tadında bence; Kitap 1930'lu yıllarında Alabama da geçiyor. Kitabı 9 yaşındaki bir kız çocuğu olan Scout'un ağzından anlatılan bir roman, sade anlaşılır bir dille, hatta masum bir çocuğun hayata bakış açısıyla bize en güzel gerçekliği aktarıyor. İnsanların bu kadar kötü niyetli olup Scout'un olayları bu kadar masumlaştırıp anlatması kitaba ayrı bir tat vermiş bence...
Bülbülü Öldürmek, salt ırkçılık üzerinden yorumlanan bir kitap olarak düşünülmemeli; yaşanan bunca trajik olaylara karşı "kapalı ve kör olan" insanların sıradanlaşmasını; önyargılı olmadığını düşünen kitlelerin içten içe bu önyargıyı benimsemelerinin nahoşluğunu düşündürtmeli zannımca..
Kitapta haksız bir tecavüz suçundan dolayı yargılanan siyahi bir adam olan Tom Robinson'u savunan Jem ve Scout'un avukat babası Atticus'un yaşadıkları olaylar ve bunu çocuklara yansıtma şekli muhteşem ötesi bir bakış açısıyla bize aktarılmış. Haksızlığa karşı başını eğmeyen, önyargıları umursamayan insanları olduğu gibi kabul eden ve bunu avukat mesleğine ve hayatına pozitif sabırlı ve kararlı.. müthiş bir karakter, romanda beni etkileyen kişi Atticus'tu.
Atticus'a bir kez daha hayran kaldığımı belirttikten sonra mesela kasabanın yargıcı tecavüz suçuyla yargılanacak olan Tom Robinson'unun avukatı olmasını istediğinde onu reddetmiyor. Bütün kasabanın kendisine ve ailesine cephe olacağını bilmesine rağmen kabul ediyor. Hatta çocukların kasabalıların baskısından korkmasına rağmen ilkelerine sahip çıkarak bu davayı almayı kabul eder.
Atticu Finch, bizlere unuttuğumuz en temel insan hakları kuralını hatırlatıyor; cinsiyetleri, ırkları ne olursa olsun bir insanı diğer bir insandan üstün kılacak hiçbir neden yoktur...