Puan vermedi·504 syf.····Okunma: 04 Aralık 2021 03:10 •Kayıp Tanrılar Ülkesi
Yine Ahmet Ümit, yine o harika kalemi ve yine ters köşe olan ben. Bir kitap lezzetli olabilir mi arkadaşlar? Bir kitabın bu kadar lezzetli olabileceğine her defasında Ahmet Ümit kitaplarıyla şahit oluyorum ama bu gerçekten bambaşka. Bir kitabın için hem tarih,hem mitoloji, hem Almanya, hem Türkiye, hem ideoloji hem ideolojisizlik yer alıyor. Başlardan mitolojiye ilgim olmadığı için sıkılacağımı düşünmüştüm ama çok yanılmıştım.
•Bergama’yı daha önce gezdim fakat kitabı okuduktan sonra ne kadar boş, ne kadar duygusuz gezdiğimi farkettim. Meğer bir yeri gezerken orayı anlayarak, orayı hissederek gezmek lazımmış.
•Bilmem İvrindili olduğumdan mı? Kitabı memleketimde gezermiş gibi okudum. Kozak yaylasında yürürken, Selinos çayından geçerken hep içinde hissettim kendimi hikayenin. Ah canım memleketim, ne kadar da anlamlıymış meğer diye diye geçti her sayfası.
•Hikayenin içeriğini inceleyecek olursam gerçekten arka planda dehşet önem verilmiş bir araştırma var. Gerek Yaman Amca’nın anlattıkları, gerek Haluk’un anlattıkları çok kayda değer bilgiler. İlmek ilmek işlenmiş resmen harfler sayfalar.
•Ayrıca Nevzat Komiser ve Ali’nin ismini görünce sanki eski bir dostunu görmüş gibi heyecanlanan bir tek ben değilimdir umarım. Sanki biraz daha fazla görmek istedi gözüm onları, 40 sayfa az geldi bana biraz. Ama yine de onların varlığı ve Yıldız Komiser’in, Toby’nin harikalığı beni çok etkiledi. Bu karekteri bir sonraki kitaplarda mutlaka görmek isterim, ararım.
•Son olarak patlıcan çığırtmaya yer verilmesi aşırı güzeldi benim için, kitap boyunca Bergama(Pergamon) ismini her gördüğümde aklıma çığırtma gelmişti, yolunuz Bergama’ya düşerse mutlaka uğrayın ve bu harika lezzeti tadın.