Çoğu okuyucuya göre aşk kitabı olarak nitelendirilse de benim için Raif Efendinin topluma ve kendi karşı yabancılaşma serüvenini anlatan bir kitap. Berlin’de yaşamaya başlayan Raif bey bir sergide gördüğü tablodaki kadına aşık olur ve her gün o tabloyu izlemek için sergiye gider. Tabloya o kadar derin bağlanır ki konuştuğu kişinin tablodaki kadın olduğunu bile anlamaz. Bir gün o tablodaki kadın ile birbirlerine aşık olurlar ve serüven başlamış olur. Maria'nın geçmişinde yaşamışlıklarından dolayı kimseye inanmaması ve Raif Bey'e de çok sonradan gerçekten inandığı için, yaşanmayı hak edilmiş bir aşkı çok kısa süre de yaşayıp, çok kısa sürede kaybetmeleri çok üzücüydü.
#alıntı
"İnsan tahammül edemeyeceğini zannettiği şeylere pek çabuk alışıyor ve katlanıyor."
“Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı. Çünkü o, benim için bütün insanlığın timsaliydi.”
“Sen, hâlâ kalbimin en güzel odasındasın.."