Gönderi

Spoiler içerir !!!
Puan vermedi·1062 syf.··
2021 24. kitabı
·
45 günde okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2021 21:41
Anna, Anna’nın eşi Aleksey, Anna’nın kardeşi Stephan, Stephan’ın eşi Dolli, Dolli’nin kız kardeşi Kiti, Kiti’nin aşık olduğu Vronskiy ve Anna’nın aşık olacağı-aşığı yine Veonskiy!.. Şöyle bir giriş yaptıktan sonra, uzun süredir aklımda olan, ama layıkıyla yapamama korkusuyla ertelediğim -bir ay kadar- incelememe başlayabilirim. Biliyorum ki ne kadar beklersem bekleyeyim, üzerine ne kadar düşünürsem düşüneyim hep bir yetersiz,eksik olacak. Anlatmak istediklerim hep yetersiz kalacak... Öncelikle bir aşk romanı değil, bir kadının kıskançlığını-sevgiye olan açlığını-sevgiyi hissettiğinde neleri göze aldığını-cesur olan aşkı-evliliklerde sadece iki kişinin değil varolan toplumsal baskıyı-aile yaşamını-ilişkileri-bir insanı yetiştiren ailenin ne kadar önemli olduğunu okuyacaksınız. Anna herkesin hayran olduğu bir kadın.Sade güzelliği, çekiciliği, aile yaşamı, zengin hayatı... Ama aslında bu sadece dışarıdan görünen çünkü Anna için hayat heyecansız, monoton ve ruhsuzdur. Kocası sevmiyor mu? Tabii ki seviyor ama bildiği gibi, öğrendiği gibi. İşkolik, güç ve hırsa odaklı bir adam. O kadar planlı ki ‘kitap okuma saati, iş saati, şimdi biraz Anna ile ilgileneyim’ şeklinde ruhsuz ve monoton bir sevgi. Yaşattığı bildiği ve hissettirdiği. İşte bu monotonluk içinde devam eden hayatlar Anna’nın kardeşi Stephan’ın iteleyerek giden evliliğini düzeltmek için gittiği Moskova’da tren istasyonunda karşılaştığı Vronskiy’le değişir. Bu ilk karşılamada ikisi de etkilenir ama uzun süre kendilerine bile itiraf edemezler ama aşk işte kaçsan da yakalanırsın... (Burada ne Anna’yı haklı buluyorum ne de ‘başkasına iten Aleksey’ diyerek kocasını suçluyorum. Tolstoy gibi tarafsız bir şekilde düşüncelerimi ifade ediyorum. Yargılamadan ‘hayatta her şey olur’ mottosuyla yapıyorum incelememi) Bu aşk ve bu aşkın etkilediği bütün çevre ve en önemlisi aileler. Ama Anna’yı tek üzen oğlundan uzak kalması. Kiti artık Vronskiy’den umudunu kesmiş ve ona aşık olan Levin’le hayatını birleştirir ki bu da evlilik için gerekli en önemli faktör olan ‘sevgi’ değil de toplumsal baskı ile kurulan bir yuvadır. Bu da itekaka gidecek, sürekli birilerinin düzeltmesi gerekecek ya da sırf çocuk için katlanılması gerekecek evliliğe aday! Bu klasikte en güzel seven Veonskiy. Stephan çapkın, sırf sorun olmasın uğraşamam kafasıyla evliliğe bakan ve umursamayan, Levin seviyor ama çocukça kıskançlıkları, sürekli her duruma uzun uzun açıklama bekleyen, ‘ben bunu yanlış anladım hadi benim kafamı rahatlat’ şeklinde ömür yiyen-bıktıran biri. Oysa Vronskiy güzel seven, yanında olan, anlayan bir erkek. Bütün bu karmaşa, Anna’nın kıskançlığı, toplumsal baskı içinde bile Tolstoy Anna’ya yüklenmez-kızmaz-suçlamaz. Sadece Anna bunları yaşarken Tolstoy’da bizim gibi dışarıdan tanıklık eder, heyecanla bekler ki son bizim kadar onu da sarsar. Tolstoy’un eseri bitirdikten sonra günlerce yemeden kesilmesi, cenin pozisyonunda odasında-yerde- günlerce yatması... üzerine uzun uzun düşünüp en az roman kadar, Anna’nın ölümü kadar Tolstoy’un bu hali de, hissettikleri de etkiledi beni. Anna hayatının aşkını bulduğu istasyonda yine hayatının aşkını cezalandırmak için kendini trenin altına atar. Ve Anna ölür! Ama bu sonun bu kadar yüzeysel şekilde ve hemencecik geçilmesi beni şaşırttı. Muhtemelen bunu Anna istedi çünkü Tolstoy sadece tanıktı ve bunu isteyen Anna idi... Devamında bununla ilgili, intihar ile ilgili bir şeyler okuyacağımı sandım ama tek ve kısa bir paragraftı... “Anna yoğun kıskançlık ve depresyon ile sağlıklı düşünemez ve kendi trenin altına atar. O an ben ne yaptım gibi düşünse de artık geçti. Zaten Vronskiy’in üzülecek olması, ıstırap çekmesi hayatından daha önemliydi.”
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,5bin okunma
·
230 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.