·295 syf.··Beğendi
···Okunma: 10 Aralık 2021 09:42 I. Dünya Savaşı…
Kahraman şövalyelik masallarına aşina Fransız halkının bir macera olarak gördüğü savaş cephelerde olanca azameti ile sürerken Jean Dartemont yirmi yaşının verdiği gençlik ateşi ve merakı ile orduya katılmaya karar verir. Önce kısa süren ve daha silahları kullanmayı bile öğrenemediği bir eğitim kampında ardından amansız ve hiç bitmeyecek gibi görünen cephenin en ön saflarında bulur kendini. Yinelenen bombardımanların ölüm kokusunu içine çekerken uzuvları kopmuş cesetlerin üzerine basmamak için çaba harcar ve tüm zerrelerinde korkuyu hisseder.
Yaralanır ve cepheye dönmeden önce bir süre hastanede kalır. Kahraman gazileri motive etmeyi kutsal bir görev olarak addeden hemşirelere verdiği cevap hiç hoş karşılanmaz.
“-O zaman savaşta ne yaptınız?
-Sadece bana emredileni. Korkarım savaşa ilişkin hiçbir şeyin şanla şerefle alakası yok ve bana yaptırdıklarının hiçbiri Almanlar için ciddi bir tehlike arz etmedi. Burada kapladığım yeri ve sizin sarf ettiğiniz emekleri gasp etmiş olmaktan korkarım.
-Ne kadar sinir bozucusunuz! Size ne yaptınız diye soruyoruz. Anlatın hadi.
…
-Savaşta yapılabilecek en büyük, en önemli şeyi yaptım: KORKTUM”
Gabriel Chevallier (1895-1969) savaşa katıldı, yaralandı ve iyileştikten sonra yeniden cepheye döndü. Korku’da aynı yörüngede izliyor ve savaşın acı yüzü gerçek bir hikâye olarak bizleri yüzleşmeye çağırıyor. Savaşın hiçbir kutsal bahanesi olamaz.
John Berger’in önsözü ile bu kitap öfkenin, acımanın ve ertelenmiş umutların insanın üzerine çığ gibi düştüğü bir antimilitarist roman ve mutlaka okunmalı.