·1694 syf.··Beğendi
···Okunma: 11 Aralık 2021 17:49 Kitap okuyarak dünyayı kurtaramam;
ama dünyamdan bir nebze kurtulabilirim.
İnsanlar beni okurken gördüklerinde sadece elimde kitap ve onlarca yazıya baktığımı sanarlar oysaki ben yazıları değil; yaşanmışlıkları, duyguları, varoluşsal sancıları, tasvir edilen kişileri görürüm. Kulağıma Roma dönemine ait parçalar gelir ve kitabın eşsiz güzelliğiyle, benden yıllar önce yaşamış birinin zihninde bir yer bulurum. Orada kendime yoğuracağım ve yazarlarla tartışacağım konuları ele alır, yazan kişiyle konuşur olayın derinliğini hissederim.
Fransız yazarların özelliğinden olsa gerek, savaşı ele almadan kitap yazmaları onlara kötü his yarattığını düşünmeye başladım.
Eser içinde; aile yaşantısı, adalet, savaş, bir annenin fedakarlığı, hiçbir şeyden haberi olmayan bir çocuğun dünyaya gelişi çocukluğundaki ızdıraplı yaşamı, Paris'in kültürüyle büyümüş ve herkesin yaramaz diye adlandırdığı ancak kişiyi derinden bilmeyen ve içten içe derinden sarsılmış bir genç ve son olarak hayatının yarısını kürek mahkumluğu yapmakla geçen, yaşanması gereken duygulardan mahrum kalan ancak tanıştığı küçük bir çocukla hayata dönen bir adamı ele alan bir eserdir.
Victor, her telden duyguları ele alarak bizlere ders almamız niteliğinde bir eser bırakmıştır. Yeri geldiğinde kendine kızan, vicdan azabını deriden hissettiren, ölümü tasvir edişiyle okuyucuyu ağlatan, felsefi ve temel konulara değinerek şahane bir eser bırakmıştır geriye. Öldüğünden asılar sonra bile hala adından bahsettirmeyi başarmıştır.
Şimdi de eserde yer alan karakterleri kısaca özetlemek gerekirse;
Fantine: bahtsız bir anne. Hayatını kızı için fedakar eden, kızı için saçlarından ve dişlerinden olan, daha sonra bulduğu durumdan dolayı kötü yola düşen bir anne. Burada beni en çok etkileyen durumlardan biri kızını göremeden veda etmesiydi.
Cosette: Hayata kendi isteğiyle gelmeyen ki hangi birimiz kendi isteğimizle geldik ki? Hayatın onun için güzel yönlerini, yağmurlu ve kasvetli yöne çevre bir çocuk. Bir çocuğun yaşamaması gereken her şeyi yaşayan, korku ve sevgisizliğin dibini gören bir minik. Neyse ki meleğin biri elinden tutar ve hayat onun için yeninden yazılır.
Marius: Paris kültürüyle büyümüş, yaşadığı durumları dışa yansıtmayan bir çocuk karakter olarak giriş yapar romana. Daha sonra aşık olan ve aşkı için büyük fedakarlıklar yapan, aşka engel olana karşı gelen yan karakter.
Jean Valjean: 25 yıl kürek mahkumluğu yapan, hayatı boyunca yaşaması gereken duygulardan,çok uzak bir şekilde yaşayan ve daha sonra küçük bir çocukla hayata tutunan karakter. Cosette ona hayatı öyle güzel yaşattırdı ki, hiç baba olmamasına rağmen babalık duygusundan, sevgi duygusuna kadar tüm duygularını Cosette'yle beraber yaşamıştır.
Biraz da Fransa'nın adaletinden bahsedilim. Ekmek çaldı diye hapse atılan, elma çaldı diye sürgüne gönderen bir adaleti düşünün. Burada ise göz önünde cinayet işlense bile serbest bırakılan suçlular var. Başka söze gerek yok diye düşünüyorum.
Okuma grubumuz olmasaydı bu eseri çok ileri bir tarihten sonra okuyacaktım ama onlar çok güzel bir şeye teşvik oldular, iyi ki de şimdi okudum, teşekkür ederim grubu kuranlara. Ayrıca çok güzel bir ekip olduk , çok güzel de teşvik ediyoruz birbirimizi.
Kitabı çok beğendim ben. Tavsiye de ederim, bence okuması gereken kök eserlerden biri. Okuyacaklar için keyifli okumalar dilerim