Puan vermedi·68 syf.··Beğendi
···Okunma: 12 Aralık 2021 14:56 Kitabın çevirisini yapan Ahmet Cemal diyor ki ; Zweig bu metinde aşkın psikolojik çözümlemesini yalnızca tek kişinin iç dünyasından yola çıkarak yapmıştır. Taraflar değil tek bir tarafın psikolojisi.
Kendisini merakla okutan bir kitap. Ayrıca bir kadının iç dünyası olduğu için ilgimi daha da fazla çekti. Yazar her zamanki gibi harika anlatmış ve psikolojik tahlillerine bayıldım.
Spoiler içerir !
Ancak kitaptaki isimsiz kadına gelecek olursam (dedikodu kısmı benim için ). Bunun adının aşk olmadığını hastalıklı bir saplantı olduğunu düşündürdü bana. Beklentisiz seviyorum , hiç öfke duymuyorum, benim hiçbir isteğim yok diyen gizli bir narsisizm. Çünkü bunlar kendi insanlığını , duygularını yok sayıp var oluşunu bastırmaktan başka bir şey değil. Dışarıya böbürlenerek hikâyesini sabrını anlatmasa bile kendi içinde bunun büyüklüğünü hissediyor. Ayrıca bir çocuğun asla babasını tanımamasını sağlıyor. Hatta babasız doğurmak bile umurunda olmuyor. Sadece kendi bencilliği için o çocuğu dünyaya getiriyor. Sevdiğim adamın yerini tutsun diye. Günümüzde bir çok psikolog bunu şöyle anlatıyor. Kocalarından gerekli ilgiyi göremeyen erkek anneleri oğullarına saplantılı bir şekilde tutunuyor. Ve o erkek büyüdüğünde eşiyle bağ kuramıyor annesi sebebiyle. Onun da erkek çocuğu doğuyor ve eşi de oğluna tutunuyor. Bu lanetli döngü asırlar boyu devam ediyor. Bu aklıma gelenler elbette herkes için geçerli değil. Ancak ülkemizde çok fazla örneği var. Birey olmalarına müsade edilmeden hastalıklı bir biçimde gelişen anne oğul ilişkileri. Kadın ve oğlu için aklımda bunlar canlandı . Kadına içten içe sinir oldum. Fedakar insanlar eskisi gibi gözümde yücelmiyor artık. Bunca şeye karşılığını bekleyerek alabileceğini ve bir gün onu tanıyabilmesi ihtimali ile katlanıyor. Ama sonunda yazara bir suçluluk duygusu bırakarak gidiyor dünyadan. Her ne kadar asla seni suçlamıyorum diye söylesede.
Velhasıl kelam edebi olarak güzel bir eser çok severek okudum. Ama kadın karakteri sinirimi bozdu :) çünkü aşk değilde acıyı seviyordu yakınlarımdan benzettiklerim var ondan kızdım sanırım , yazar yani genç adam desen kaçıngan bağlanan bir karakter tabiri caizse bizim ıssız adam misali.