Savaşa katılan ve katılmayan iki insanın psikolojisi -savaşa katılan bir Rus subayının savaş esnasında tuttuğu günlük, onun ölümünün ardından savaşa katılmayan savaşa dışarıdan bakan bir gözle kardeşi tarafından tamamlanıyor-, savaş birinin hayatını karartmış birinin hayallerini yarım bırakmış. Savaşın ikisinde de bıraktığı yaralar o kadar net ve canınızı acıtacak şekilde anlatılmış ki okurken yazarın kalemine hayran oluyorsunuz.
Bir başka insanın yaşadıklarının hissedilmesi bazen mümkün olmaz. “Zor bir durum” der geçeriz. Zorluğun kavranması, zorun kendisi olur böyle anlarda. Yaşananların zihinde bıraktığı izler; kimi zaman rüyalarda, kimi zaman hayallerde, kimi zamansa gerçeğin içinde gösterir kendini. Yazar savaşın getirdiği bu psikolojiyi yansıtabildiği kadar yansıtmış. Fakat günlük şeklinde parça parça olduğu için biraz olayın akışını biraz bozmuş.
Belki anlatım daha güzel olabilirdi ama savaşın gerçeklerinin bu kadar kısa bir kitapta daha güzel anlatıldığını görmek güzel.
Bence okuyun ve kendiniz görün...
Savaş bir insanlık suçudur...
Acı dile dökülemez...
Denenirse delilik diye algılanır...
Ve tarih; değişmeyen tek şey -savaş- ile hep karşımızda.