Puan vermedi·200 syf.····Okunma: 10 Aralık 2021 00:50 Lejyon'un ikinci kitabını ilki kadar bile sevemedim. Hikaye beni içine almıyor, karakterlere herhangi bir duygu besleyemiyorum, meraklanmıyorum ya da heyecanlanmıyorum. Okuduğum her kitapla tanıdık bazılarıyla arkadaş olurum. Bu sefer yabancı olduk.
Hikaye adından da anlaşılacağı üzere bir cesedi arama süreci üzerinden ilerliyor. Birtakım bilgilere ulaşmak için birbirleriyle yarışan taraflar ve bu tarafların bu uğurda verdikleri hem maddi savaşlar hem de akıl savaşlarını okuyoruz.
Stephen Leeds ve halüsinasyonları yine başrolde ve bu sefer aramıza yeni karakterler de katılıyor. (Şöyle dahil olmadığı gruplardan biz diye bahsedenler gibi oldum "aramıza" derken. Bkz: kocasıyla çocuğunun fotoğrafını paylaşırken "babamızı özledik"; çocuğundan bahsederken "çok yaramazız, ödevimiz de çok..." gibi cümleler kuran anne) Çok uzun ve incelemeyle hiçbir ilgisi olmayan parantezimden sonra konuya dönüyorum. Yeni karakterlerden biri daha ön plana çıkıyor ve çözüm noktalarında büyük rol oynuyor.
Kitap aile bağını alt metin olarak güzel işlemiş. Kim dost ya da düşman gibi gözükürse gözüksün işin sonunda seni düşünen yegane kişiler ailen oluyor. Ben de aile temasını çok geri planda işlense dahi okumayı çok seviyorum.
Teknoloji ile ilgili hiçbir şeyi okumayı sevmemem belki bu kitaba çok fazla ısınmamı engellemiş olabilir. Çünkü serinin en temel noktası çok hoş benim için. Ana konuyu -Stephen Leeds ve halüsinasyonları- kafamda yarattığım bambaşka bir hikayede çok ilgi çekici buluyorum. Lejyon'da sevimsiz bulduğum olay örgüsü.
!Spoiler!
Kitapta en sevdiğim nokta Stephen'in tüm halüsinasyonlarının birer psikolojik rahatsızlığı olduğunu fark ettiği andı. Audrey'in deliliğinin idrakine varması ve aydınlanmanın bir anda yaşanması etkileyiciydi. Ayrıca Stephen'in kısmen de olsa yalnızlığı deneyimlemesi de hikaye için oldukça güzeldi. Yazar ileride bu konuyu güzelce besleyebilirse her şey bambaşka yerlere evrilebilir. Ben de gelişen bir hikayeyi okumaktan memnun olurum.