Bir keresinde bir bayan meslektaşıma bazı meslekleri kadınlara uygun görmediğimi söylemiştim. Bu düşüncede olmamın sebebi kadın erkek eşitliğine inanmadığımdan değildi, yaradılış veya evrimsel farklılıktan dolayı böyle düşündüğümü açıklamaya çalışmıştım. Kabul edersiniz ki bu öylesine hassas bir konu ki düşüncelerinize uygun kelime bulamazsınız, bulduğunuzu zannettiğinizde de yanlış anlaşılmanız kesindir. Zaten ben de yanlış anlaşılmıştım. Yalnız söylemek istediğim örneğin bedensel kuvvete dayalı işlere kadınları uygun görmediğimdi. Haberlerde fabrikalardaki ağır işlerde, inşaatlarda çalışan kadınların haberleri yapılarak övüldüğünü görmüşsündür. Ama onları bu işlere muhtaç eden toplum kendisini sorgulamaz nedense. Eşitlemek istediğiniz şeylerin bütün özelliklerini eşitlemelisiniz. En azından verdiğim örneğe göre demek istediğim şu: Bedensel kuvvet olarak kadın ile erkeği eşitleyemeyeceğinize göre şartlarını eşitlemelisiniz. Fikrim bu yöndedir.
Mary Stuart doğduğunda İskoçya Kraliçesi olmuştur. Henüz kendini bile bilmezken bir ülkenin sorumluluğu küçücük omuzlarına binmiştir. Biraz daha büyüdüğünde Fransa Kraliçesi de olur. Ancak kocası öldüğünde ülkesine döner ve güç peşinde koşan lordların entrikaları arasında kalır. Kardeşine bile güvenemeyeceği bir ortamda bir kadın olarak seveceği insanların bile başkalarının onayına muhtaç olduğunu anlaması kısa sürmüştür. Ancak o onayı almaması ve kendi bildiğini yapması onun sonunun başlangıcı olacaktır. Sevdiği kişiyle evlenebilmesi için tecavüze uğramış gibi gösterilmesine dahi göz yummuştur. Eser boyunca Mary’nin hayatına tanıklık ederken akrabası da olan İngiltere Kraliçesi 1. Elizabeth ile olan taht mücadelesiyle birlikte Elizabeth’i de tanıma fırsatı buluyoruz. Elizabeth siyaset denen bataklığın kurallarını daha iyi bilmesiyle ikisi arasındaki amansız mücadelenin kazananı olacaktır.
Mary’den hareketle kadınların hükümdarlık yapmaya layık olmadıklarını söylemek istemiyorum. Kaldı ki 1. Elizabeth oldukça başarılı bir hükümdarlık yapıyor. Ancak erkek egemen anlayışa göre şekillendirilmiş bir yönetim biçimi içerisinde hem Mary hem de Elizabeth birçok insani haklarından sırf kadın oldukları için vazgeçmek zorunda kalmışlardır. Mary özgürce sevebilmiş ama sonunu bu hazırlamıştır. Çocuğu kendisinden saklanmış, diğer çocuğunun öldüğü söylenmiş ama ne olduğu hala büyük bir sırdır.
Özetle düşüncem şu: Onlar yine hükümdar olsalardı ama sanki bir erkek gibi davranmaları beklenmeseydi. O zaman belki daha mutlu olurlardı. Bu