·168 syf.····Okunma: 15 Aralık 2021 00:38 Kim bilir hangi saçma sebepten (belki de 2000lerde Nobel alanlardan olduğundan) mesafeli yaklaştığım yazarın bu ince kitabını -sırf inceliğinden ötürü- aldıktan kısa süre sonra (kitaplığıma giren kitapların okunana kadar ortalama bekleme süresini alt üst edecek kadar kısa) okudum, yazar ve öyküsü hakkında ilk gözlem ve düşüncelerim şu şekildedir:
Öncelikle kitap romandan ziyade öykü tarzına yakın. Derin tahliller, tasvirler, ön plana çıkan yan karakterler, dolambaçlı cümleler yok. Yazar ana yoldan ayrılmadan ve durmaksızın ileri doğru yürümüş. Ben de kopmaksızın okudum ve düşüncelerimi belli odak noktalarında yoğunlaştırabildim.
Öykü, genel olarak çatışmalar üzerine kurulu. Cinsel anlayışlar ve toplumsal roller üzerine hafif bir çatışmayla girizgah yaptıktan sonra aile kurumuna bakış üzerine çatışan fikirlere şahit oluyoruz. Ama asıl çatışma konuları bu hazırlıklardan sonra geliyor. Bunlardan okuyucunun belki de en çok dahil olduğu annenin kendi iç çatışmaları oluyor.
Öykü boyunca öfke, üzüntü ve acıma başta olmak üzere birçok duygu durumuna girip çıkabilir, empatiyi iliklerinize kadar yaşayabilirsiniz. Bunu Nobel almış bir yazardan elbet beklersiniz. Ama bu örneğin takdir ettiğim yanı herhangi bir yönlendirmeye maruz bırakılmamak oldu. Yani yazar “bunu sev, buna acı, bak bu ne kadar kötü iş yapıyor hadi kız ona” demiyor bize. Bunun yerine öyküyü sade bir dille ve etkili bir biçimde aktararak okuyucuyu yaşayacakları, düşünecekleri ve hissedeceklerinde serbest bırakıyor. Açıkçası yazarın bu hünerini çok sevdim.
Muhtemelen çeviriden kaynaklanan ama can sıkıcı raddeye ulaşmayan yazım hatalarını rahatlıkla göz ardı edebildim. 150 sayfada yirmi yıllık bir zaman dilimini oldukça sade bir dille anlattığını göz önünde bulundurursak karakter gelişiminin (özellikle baş karakter için) oldukça başarılı olduğunu söyleyebilirim.
Bu kitabından “yeterli” olarak seviyelendirebileceğim edebî tatmin aldığım yazarın en iyi kitabı olarak gösterilmiş olan Altın Defter’i de okunmak üzere bir köşeye not ettim.
Son olarak metnin bütünüyle değil de sonuyla tatmin olmayı kriter edinip kitapları buna göre değerlendiren kesimin uzak durmasını tavsiye ederim.